Recep Yazıcı: Altyapılarda Galatasaray’ın imzası var

Ülkemizde yeterli önem verilmiyor olsa da futbolu ayakta tutanlar altyapıda çalışıp oyuncu yetiştiren antrenörlerdir. Bu isimlerin en tecrübelilerinden, 20 yıllık Galatasaray kariyerine sahip 1959 doğumlu Recep Yazıcı, futbolekstra.net’e konuştu.

Futbol Ekstra – ÖZEL RÖPORTAJ

Alt yapı sorunlarına değinen, yetişme çağında elinin değdiği Arda Turan’dan bahseden ve ülke futbolunun sorunlarını çekinmeden dile getiren Yazıcı, içini ekibimizden Merih Önal’a dökerken yapılan yanlışları ve yapılması gerekenleri de anlatarak aslında çözümün çok da zor olmadığını açıkça belirtti.

İşte o röportaj;

Öncelikle çok önem verdiğiniz altyapılardan başlamak istiyorum. Son durumu nedir Türkiye’deki altyapıların?

Altyapılarda bu sene itibariyle Galatasaray damgası var. Galatasaray’ın 2000 doğumlu oyuncularının etkisiyle bir kıpırdanma oldu, bu durum milli takımlara da yansıdı ancak Galatasaray’ın bu çabasının dışında başka bir gelişme yok. Eskiden Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor da milli takıma verilen oyuncularda Galatasaray ile yarışırdı. Anadolu kulüplerinden de oyuncu gelirdi. Şimdi sadece 3 büyüklerden oyuncu geliyor bir de Altınordu’nun katılımı var. Çok iyi işler yapıyorlar, Avrupa çapındalar. Altınordu’yu yerinde inceledim, gerçekten çok başarılılar. Avrupa’daki Türk oyuncuları da takip etmek gerekiyor tabii ama ülkenin nüfusu, futbola olan ilgi belli, oyuncularımızın yeteneği belli. Onları parlatmamız gerekiyor. Derin bir konu, maalesef Avrupa’daki kadar beceremiyoruz bu işi.

Galatasaray’da Sabri Sarıoğlu, Arda Turan, Uğur Uçar, Semih Kaya, Cafercan Aksu, Özgürcan Özcan ve daha birçok ismin altyapıda gelişimine katkıda bulundunuz. O zamanki şartlar nasıldı, şimdi neden bu kadar çok isim çıkmıyor?

Önemli bir konu. Fatih Terim’li bir dönemdi yine. 1996-2000 yıllarında Galatasaray müthiş bir alt yapı atağına geçti ve özverili hocalarla çalıştı. Suat Kaya da gelmişti, 2 sene önce UEFA Kupası’nı kazanmış biri olarak gelip genç takımlarda antrenörlük yaptı. Oyuncu araştırma anlamında çok sistemli çalışıldı. Amatör takımları bile izliyorduk. Atışalanı’ndan Emre Çolak’ı çıkardık. İyi bir iletişim vardı o dönemde. Ancak artık o iletişim yeterli seviyede değil gibi. Bencillik, işi kişiselleştirme yoktu. Futbolcuyu bulmak için yarış yapıyorduk. Semih Kaya için verdiğim uğraşı Fatih Hoca dahil herkes takdir etmiştir. Ali Yavaş vardı alt yapıda ve onun kapısını aşındırmaktan bıktırmıştım. 8 bin euro gibi bir ücrete Altay’dan transfer etmiştik ve 13 yaşındaydı. Alırken de A takımda oynar garantisi vermiştik. Çok şükür oynadı, hala da kadroda ve Avrupa’da forma giydi. Fatih Terim’in bize güveniyor olması da çok önemliydi. Yine öyledir mutlaka. Şu an TFF 1. Lig’de oynayan bir sürü oyuncu var. Galatasaray’dan çıkma oyuncu da çok. İsimlerini belki bilmiyorsunuzdur bile. Antalyasporlu Hakan Özmert mesela Galatasaray alt yapısından çıkmış bir oyuncu ama A takımında oynamadığı için bilmezler. 2. ve 3. ligde de oynayıp bu işten ekmek kazanan birçok isim var. İnsanlara iş, ekmek kapısı sağlamış oluyoruz. Bu da güzel bir duygu.

Arda Turan ile ilgili bizlere neler söylersiniz?

Ülkeye mal olmuş bir insan. Oyuncuları biz iki bölümde değerlendiririz. Biri profesyonel olduğu yaşa kadar, yani 16-17 yaşlarına kadar. Hepsi o yaşlarda melek gibidir, gözlerinin içine bakarak konuşurlar. Ancak üne ve şöhrete kavuştuktan sonra çevreleri, konumları değişiyor oyuncuların. Arda ülkemizin en yetenekli oyuncularından. Özel hayatı, milli takımda yaşadıkları bizim dışımızda olan şeyler. O yönlerini eleştirme veya yargılama konumunda değiliz. Ben onu hala 14-15 yaşında oynadığı zaman, antrenörlügünü yaptığım zamanki duygularla hatırlıyorum. Arda için emek veren diğer hocalarımız da aynı düşüncededir. Yaşanılan her şey yaşanılabilir, biz neden bir Arda Turan daha yetiştiremedik? Bunu konuşmak gerekiyor. Ben de uzun zamandır Arda’yı göremiyorum. Ama gereken saygıyı bizlere göstereceğinden şüphem yok. Onun için olumsuz bir şey düşünemiyorum, evlat sayılır bizim için, öyle yetiştirdik. Aklım fikrim Türk futbolcular yetiştirmekte.

Bir futbolcuyu değerlendirirken nelere dikkat ediyorsunuz?

Önce yeteneğine bakarız. Topla olan kıvraklığı, oyun zekası… Defansta oynayan bir oyuncu çok zeki olmalı mesela. Kurnaz olmalı, yaratıcılığı yüksek olmalı ki oyun kurabilsin. Bu özellikleri yakalayabilmek antrenörün yeteneğidir. Galatasaray’da bizim sistemimiz vardı; her oyuncu her mevkii de oynayabilir. Her mevkiide denerdik, nerede daha iyi diye görebilmek için. Galatasaray’ın Türkiye’ye örnek olacak bir yapısı vardır. Hiçbir zaman sonucu, skoru sormazlar sadece nasıl oynadığını, ileriye dönük bir oyuncu olup olmadığını sorarlar. Bu da önemli bir avantajdır. 2000 doğumlu oyuncular, özel bir çalışma sonucu gelişti.

2000 doğumlu oyuncuların furyasından bahsettiniz. Yıldız oyuncular var mı adını duyacağımız yoksa bu kadar mı?

Bu kadarı bile büyük bir başarı aslında. Liverpool’un alt yapısının baş koçu, Barcelona’nın akademisinin en önemli mimarlarından biri. Hem onunla hem de Ajax alt yapı sorumlusuyla görüştüğüm zaman da bu konuyu konuşmuştum ve “Bir takımda 11 kişi oynar, oradan 1 tane yıldız çıkar ve diğerleri de ona yardım eder. Dolayısıyla bir takımdan 1 tane yıldız çıkıyorsa o kulüp görevini yapmıştır”. Bizde Yunus Akgün de var. Demek ki görevimizi yapmışız. Daha 7-8 tane daha oyuncu var parlamayı bekleyen. İlerideki dönemde hiç tahmin edemeyeceğiniz şekilde yıldızlarını parlatabilirler. Galatasaray’ın sadece 2000 de değil 2006 hatta 2007 doğumlulara kadar önemli oyuncular var. Şu an görev almıyor olsam da orada çalışan isimlerle temas halindeyiz, çoğu antrenör benim öğrencilerim. Telefonda görüşüyoruz, fırsat bulursam ziyarete gidiyorum. Hakan Balta’nın oğlu müthiş bir yetenek. Ayhan’ın da öyle. Galatasaray’ın ruhunda alt yapıdan futbolcu çıkarmak var, genlerinde bu var kulübün. 20 senelik görev yapmış biri olarak bunu söylüyorum.

Alt liglerde de görev aldınız. Oradaki oyuncu nitelikleri ne durumda?

5 takım değiştirdik. Fatih Akyel ile beraber en son İnegölspor dahil köklü kulüplerde çalıştık. Beni şaşırtan şeyler oldu. Yarışmacı bir grup, 2. lig yabana atılacak bir kademe de değil. Kaliteli takımlara sahipler. Şampiyon olamamasına rağmen Samsunspor mesela 1. lig ekiplerinen daha etkili. Sakarya, Sarıyer de önemli kulüpler. Çok farklı şeyler yaşadım. Önemli konular var. Galatasaray, Beşiktaş hatta milli takımlarda oynadığı zamanlarını bildiğim oyuncularım oldu. O yetiştirdiğimiz oyuncular gitmiş sanki profesyonel olunca bambaşka karakterler olmuşlar. Olumlu yönde göremedim onların çoğunu. Antrenman sevmeyen, özel hayatına dikkat etmeyen, işine profesyonel bakmayan isimler vardı. Bunu kendilerine söylediğim zaman, alt yapıdaki çalışkanlıklarını hatırlattığım zaman verdikleri cevaplardan şu çıkarımı yaptım. Daha ileriye gitmeyi düşünmemişler, kendilerini bulundukları seviyede yeterli görmüşler. Eğitim eksikliği var ve ailelerin bu konudaki sorumluluğu fazla. Maalesef bu konuda eksiğiz. Futbolcular uykusuna bile dikkat etmiyor. Gece saat 4’ten önce yatamayan oyuncuları biliyorum. Galatasaray’da çalışıp çok ümit beslediğimiz bir oyuncunun 2. ligde bile oynayamaması beni üzüyor. Yeteneksizlikten değil, profesyonel yaşayamadığından böyle. 2. ligde bile başarılı olamıyorsun eğer yeteneğini kullanacak şekilde yaşamazsan. Türk futbolcusunun yetişirken yaşadığı eksiklikler maalesef 10 sene bile sonra olsa kariyerine yansıyor.

Azerbaycan’da Qabala takımında görev aldınız. İki ülke futbolu arasındaki fark nasıl?

Oyuncu potansiyeli arasında çok fark var. Orada oyuncu potansiyeli pek yok. Yetenekli oyuncu sayısı az. 4-5 sene görev yaptım. Bakü’ye gittim geçen sene. Sumqayit takımını ziyarete gittim. Antrenmana gidince 5 kişi çalışmayı bırakıp yanıma geldi. Benim önceki dönemimde Qabala’da alt yapıda eğittiğim oyuncularmış ve Azerbaycan Premier Ligi’nde görev yapıyorlarmış. Gözlerim doldu o an. Maalesef devamı gelmedi oradaki çalışmamızın çünkü futbola bakış soğuk. Biraz da kıskançlık oluyor orada. Azerbaycanlı hocalardan daha çok para kazandığımız için huzursuzluk yaratıldı ve bu şekilde devam edemezdim. Kendi isteğimle ayrıldım ama iyi işler yaptık. Azerbaycan Futbol Federasyonu’yla görüşme halindeyiz ama ileriye gitme çabaları da pek yok. Milli takımında hoca olmak istiyorsan bakandan, başbakandan falan torpilin olması lazım. Bu nedenle ileriye dönük iç açıcı şeyler söyleyemeceğim.

Erzurumsporlu kaleci İbrahim Sehic de Azerbaycan’da forma giydi. Onunla ilgili neler söylersiniz?

Azerbaycan’dan tanıyorum onu da. İyi bir kaleci. Ülkenin en iyilerinden biriydi ve yaşantısıyla da örnek bir insan. Erzurum önemli bir iş yaptı onu getirerek. Ama Sehic daha iyi bir takıma gittiğinde daha çok ses getirecektir. Ülkesinin milli takımında da oynuyor.

Bir dönem beraber çalıştığınız Fatih Terim ile ilgili neler söylersiniz?

Fatih Terim’in olduğu yerde her zaman başarı, hırs, inanç ve zafer vardır. Alçakgönüllü de bir insan. Yanına gittiğim zaman benim gibi insanlara gereken sevgiyi gösterdiğinden şüphem yok. Türk futbolunun lokomotifidir, imparatorudur. Gerisi yalandır. Onun çabaları ve liderliğiyle umarım Türk futbolu ilerler. Galatasaray bana göre şampiyonluğun en büyük adayıdır. Abdullah Avcı ile de Galatasaray’da beraber çalıştım. Ancak Başakşehir’in zor maçlarda, kritik maçlarda panik olduğunu görüyoruz. Göztepe maçı 5 hafta önce olsaydı belki de rahat kazanacaklardı. Ancak stres onları mağlup etti. Galatasaray bu durumlara alışık, rahat atlatabiliyor. Başlarında da Fatih Terim’in olması önemli avantaj.

Türk futbolunun başında saha içinde görev almış isimlerin yer alması görüşü var. Bu konuda neler söylersiniz? Federasyondan talep geldi mi?

Güzel bir tespit ve önemli bir konu. Benim gibi antrenörlerin yakındığı bir konu. Arayan soran yok. Federasyonda bir sürü antrenör arkadaşımız var o yüzden girebiliyoruz yoksa belki oraya bile giremeyeceğiz. Ben Azerbaycan’dayken Blackburn Rovers ile hazırlık maçı için İngiltere’ye gittim. Duvarlarda Tugay Kerimoğlu’nun posterleri vardı. Bırakalı 4-5 sene olmasına rağmen. Tugay Hoca’yı aradım ve durumu anlattım. Duygulandığımı söyledim. Tugay Hoca da telefona yanımdaki İngilizi aradı ve bizi yemeğe davet edip oyuncularımıza bir sürü hediye verip ilgi, alaka gösterdiler. Bir bu saygıya bakın, emek veren bir insana gösterilen saygıya bakın. Biz de Arda Turan, Emre Çolak gibi isimler yetiştirdik. Hala da yetiştirebiliriz. Tecrübemizin tam oturduğu yaşlardayız ve benim gibi birçok antrenörümüz var. Kimse merak edip sormuyor neden bir Arda Turan daha Emre Çolak daha çıkmıyor diye. Çünkü öyle bir arayışta değiller. Öyle olsaydı mutlaka bizlerden yararlanırlardı. Futbolcu üretmekten çok tüketmeye yönelik bir yapı var. Ülke futbolunda bütün takımlar dahil kadrolaşma, adamcılık sorunu var. Bir antrenör üretim yapabiliyorsa, tecrübeliyse önünü açmak gerekir. Medya gücüne de sahip değiliz ve sesimizi duyurmak da mümkün olmuyor. Siz bizi dinlediniz, teşekkür ediyorum.

Hedef ve planlarınız neler?

Herkesin bir hayali var. Büyük takımlarda çalışmak isteyenler var. Birçok da alternatif var bu konuda. Her şey olabilir. Futbolun her türlü donanımına sahibim. Galatasaray’da 20 sene görev yapmak da kolay değil. Ama hepsinin dışında bambaşka bir hayalim var. Oyuncu yetiştiriciliği üzerine bir akademide sorumluluk almak isterim. Altınordu benzeri ama belki daha kapsamlı. Bu fırsatı bulduğumda oyuncu nasıl yetiştirilir Türkiye’ye göstermek isterim. Bu imkanı bulabilir miyim bilmiyorum ama bunun hayaliyle yaşıyorum. Futbolda 35 senem bitti antrenör olarak. Hala bu hayalin peşindeyim. Avrupa çapında, kapsamlı bir oyuncu yetiştiriciliği görevini üstlenmek istiyorum. Avrupa’da bu konudaki birçok önemli kulübü ziyaret edip inceledim. Hayal kurmak güzel.

Son olarak okuyucularımıza söylemek istediğiniz bir söz var mı?

Türk futbolculara söylemek istediğim bir şey var. Alt yapıda aldığınız eğitimleri, yetenekleri ihmal etmeyin ve profesyonel yaşamaya çalışın. Alttan gelen oyunculara da örnek olun. Yöneticiler de alt yapılara önem versin. Bu konuda çok eksiğiz. İşi ehline vermek gerekiyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir