Semih Şentürk ne anlatıyor?
Mart 25, 2008
Geçtiğimiz Cuma oynanan Fenerbahçe-Kasımpaşaspor maçı, futbol açısından pek de durağan olmamasına rağmen, Kasımpaşaspor’un küçük olsa da kümede kalma ümidinden, Fenerbahçe’nin ise çeyrek final eşleşmesi gerginliğinden dolayı kasvetli bir oyun kimliğine büründü.
Her ne kadar Semih Şentürk oyuna girdikten sonra maçın skoru değişse de, özellikle Fenerbahçe’nin usta ayakları, Semih oyuna girmeden önce de birkaç kere skoru Fenerbahçe lehine değiştirme şansını buldular. Başta son haftaların istekli oyuncusu Kezman olmak üzere, Kezman’ın nefis pasında Deivid ve ardından Aurelio rakip kaleyi golden önce de etkili bir şekilde yokladılar.
Maçta altı kalın çizgilerle çizilmesi gereken iki nokta var. Bunlardan birincisi Kasımpaşaspor’un Sevilla maçından sonra internet sitesinin anasayfasında yayımladığı “Sizinle Eğilmez Başımız” cümleleri ile gösterdiği kurumsal sportmenliğinini sürdürerek “Fenerbahçe’ye Şampiyonlar Ligi’nde Başarılar Dileriz” pankartı ile maça çıkması ve Fenerbahçe taraftarından hak ettiği takdiri görmesi, ikincisi ise Semih Şentürk’ün attığı golden sonra yaşadığı alışılagelmişin dışındaki gol sevinci. Semih’in maçtan sonra yedek kulübesine gidip orada oturmasından bahsetmeyeceğim. Golü atar atmaz yaptığı hareket bence yedek kulübesine gidip orada oturmasından çok daha anlamlı ve bir ölçüde de tehlikeli.
Semih Şentürk, golü attıktan sonra tribünlere sırtını dönerek, başparmakları ile formasının arkasındaki yazıyı okuttu tribünlere. Yani bir anlamda “Golü atan oyuncu benim başkası değil” dedi binlerce Fenerbahçe taraftarına… Bu sevinç aslında hepimize oldukça tanıdık. Kimden mi? Tabi ki Mateja Kezman’dan biliyor ve hatırlıyoruz bu hareketi.
Semih’in bu sevinme tercihi benim açımdan oldukça can sıkıcı. Küsme psikolojisinde olan ya da bu psikolojiye yakın bir futbolcudan görebileceğimiz bir hareketti bu. Kendisine ait olması gerektiğini düşündüğü formanın öncelikli kullanım hakkının, başkasında olduğunu gördüğü için, başkasına ait bir hareketi yaptı Semih Şentürk.
Öncelikle şunu söylemek isterim ki Semih Zico’nun da söylediği gibi formayı hak ediyor. Maçlara sonradan giriyor ve takımı adına skora yönelik inanılmaz katkılarda bulunuyor. Topu ileride daha iyi tutuyor ve geriden gelen arkadaşlarına çok iyi pozisyonlar hazırlayabiliyor. İlk gol öncesi Gökhan Gönül’e verdiği pas inanılmaz kaliteliydi. Kezman ise bu sıralar çok istekli ve yırtıcı görünüyor sahada. Futbolun her tarafını oynuyor. Mücadele ediyor, profesyonelce itiyor, çekiyor, didişiyor, bencilce oynamıyor, asistler yapıyor ve öldürücü noktalara başarılı toplar atıyor. Ben bu futbolcuyu, Türkiye’ye geldiği günden bu yana ilk defa iki rakip takım futbolcusu arasından çıktıktan sonra topu bir rakibinden daha kurtarıp şut çekerken gördüm. Hatırlarsanız ilk yarıda direkten dönen bu pozisyonu. Kezman canını dişine takmış oynuyor. Çünkü Kezman’ın derdi kuvvetle muhtemelen sezon sonu iyi bir transfer yaparak kapağı Avrupa’ya atmak. Zico da Mateja Kezman’ın bu isteğine forma ile cevap veriyor. Çünkü Kezman’ın bu niyeti ve isteği kim ne derse desin Fenerbahçe için olumlu oluyor. Kezman’ın ligin ikinci yarısında şu ana kadar tam 9 gol attığını unutmayalım.
Semih Şentürk Fenerbahçe’nin öz değeridir. Yani çok büyük bir istisna olmadığı müddetçe hancıdır yolcu değil. Mateja Kezman ise çok büyük bir istisna olmadığı takdirde yolcudur, hancı değil. Semih özellikle Fenerbahçe’nin içine girdiği şu zorlu futbol dönemecinde, moral motivasyonunu üst düzey tutmak zorundadır. Kimseye küsmemeli, kendisini kimse ile karşılaştırmamalıdır. Zaten şu ana kadar takıma bir zararını görmediğimiz, bilakis faydalı bir iç örgütlenme diyebileceğimiz derin Fenerbahçe kendisinden yana. Maç sonrası daha dün bir bugün iki diyebileceğimiz Claudio Maldonado bile cümlelerine “Özellikle Semih oyuna girdikten sonra” diyerek başlayabiliyor, Deivid de Souza “Semih’in oyuna girmesi herşeyi değiştirdi” diyor, gerek saha içinin gerek saha dışının derin patronu Alex de Souza keza öyle…
Bir paragrafı da Kasımpaşaspor’un etkili forveti Erhan Küçük’e ayırmak gerekir diye düşünüyorum. Bu oyuncunun en büyük özelliği gelişmiş futbol fundamentali. Vücudunu özellikle uzun mesefali vuruşlarda tam olması gerektiği gibi kullanıyor. Birkaç hafta once Galatasaray’a attığı serbest vuruş golünün tesadüf olmadığını ve toplara gerçekten çok etkili vurabildiğini bu maçtaki şutlarıyla da gösterdi. 27 yaşındaki futbolcu maçta toplam üç adet çok etkili şut çıkardı. İlk yarıda Gökhan Gönül’ün zamanlama hatasından faydalanarak , dar açıdan direğe yakın vurduğu bir topu Serdar başarılı bir refleksle çıkardı. Ardından 30-35 metre mesafeden çektiği ve Serdar’ın iki hamlede güç bela kontrol edebildiği bir şutu geliyor aklıma. En güzeli ise ikinci yarıda… Erhan kendi kullandığı kornerden dönen topu açı oldukça elverişsiz olmasına rağmen, hiç düşünmeden doğrusal bir şutla kaleye gönderiyor ve. Serdar uzanarak çıkarıyor. En bilinen spiker klişelerinden biri ile ifade etmek gerekirse “iki güzel hareket” görüyoruz. Erhan Küçük muhtemelen bu sezon sonunda iyi bir transfer yaparak, önümüzdeki yıl ligimizin orta sıralara oynayan takımlarından birinde mücadele etmeye devam edecektir kanaatindeyim.
Semih Şentürk ve Mateja Kezman arasındaki rekabetten şimdiye kadar kazanan Fenerbahçe oldu. Ancak bu futbolculardan herhangi birisi bu rekabeti şahsi kazanım noktasında değerlendirirse bu durum bir diğerinin takıma küsmesi ile sonuçlanır. Uyaralım; Fenerbahçe’nin gireceği yoğun stresli dönem bu hareketleri kaldırmayacak kadar hassas.






Yorumlar
Toplam Okunma: 110 | Bugunku Okunma: 2 | En Son Okunma: 10.05.2008 - 02:05