Muhammet Aykut Demir - Futbol Ekstra | Canlı Maç izle, maç özetleri izle | Futbol Sitesi

Muhammet Aykut Demir

Trabzon’dan göç eden bir ailenin Hollanda doÄŸumlu çocuÄŸu. U 17 Takımımızın Dünya Åžampiyonası’nda dördüncü olduÄŸu organizasyondan bu yana ay-yıldızlı formayı giyiyor. 17 yaşında, Hollanda 1. Lig takımlarından NAC Breda’da oynamaya baÅŸladı. Sert ve agresif yapısıyla tercih edilen bir oyuncu ve özel yaÅŸamına gösterdiÄŸi hassasiyet dikkat çekici. Stoperlerden oyun kurmasının beklenmesine karşılık iyi defans oyuncularının İngiltere ve İtalya’dan çıktığını, onların da asli görevleri olan savunma özellikleriyle sivrildiÄŸini söylüyor.

Röportaj: Nihat Özten / TamSaha

Genç Milli Takımlarda yaklaşık 40 maça çıkmış, 17 yaşından beri Hollanda 1. Ligi’nde oynamaya baÅŸlamış bir oyuncusun. Seni biraz daha yakından tanımak istiyoruz.

Hollanda’da 22 Ekim 1988 tarihinde doÄŸdum. Üç kardeÅŸiz ve ben ailenin en küçüğüyüm. Bir ablam, bir de aÄŸabeyim var. Aslen Trabzonluyuz. Ailem 30 yıldır Hollanda’da yaşıyor. Ama Trabzon’la baÄŸlantımız sürekli devam etti. Her yıl yaz tatilinde Trabzon’a gideriz. Yani Hollanda da doÄŸup büyüdüysem de bir Trabzonlu gibi yaÅŸadım ve yaşıyorum. İsmim bunun en basit örneÄŸi zaten.

Nedir isminin hikâyesi?

Doğduğumda Aykut ismini koymuşlar. Ancak birkaç hafta sonra annem rüyasında sürekli Peygamberimizi görüp etkilenmiş. Sonra adımı Muhammet olarak değiştirmeyi düşünmüş. Ancak bu kutsal ismi taşımanın zorluğunu bildikleri için Muhammet Aykut isminde karar kılmışlar. Aile içinde herkes Muhammet ismini kullanır. İnşallah ismimi lâyıkıyla taşıyorumdur.

Ağlayıp sızlayıp futbola başladım

Futbolla tanışman nasıl oldu?

Futbola semtimizin amatör takımı Kruiningen’de baÅŸladım. Ama baÅŸlangıç hikâyesi biraz komik. AÄŸabeyim benden 1 yaÅŸ büyük ve orada 5 yaşından küçüklerin futbola baÅŸlaması yasak. AÄŸabeyimi 5 yaşında olduÄŸu için kaydetmiÅŸler, beni ise 4 yaşında olduÄŸum için kabul etmemiÅŸlerdi. Ancak futbolu çok seviyordum ve aÄŸlayıp sızlayıp bir ÅŸekilde kendimi yazdırmayı baÅŸardım. 6 yaşına kadar orada oynadıktan sonra yine bir amatör takım olan Dosko’ya geçtim. Dosko’da 10 yaşına kadar oynadıktan sonra NAC Breda’ya transfer oldum.

Bu transfer nasıl gerçekleşti?

O dönemde aÄŸabeyimle bir 2. Lig takımının seçmelerine katıldık ve kazandık. Sonra ben NAC Breda’nın seçmelerine de girdim ve kazandım. Babam, NAC Bredalı yetkililere “Bir oÄŸlum daha var, onu da izler misiniz?” diye sordu. AÄŸabeyimi de izlediler ve onu da NAC’a aldılar. AÄŸabeyimle birlikte 5-6 yıl NAC’ta oynadık ama sonra o ayrıldı, ben devam ettim. AÄŸabeyim amatör olarak futbol oynuyor. Aslında benden daha yetenekli bir oyuncuydu ama futbol sadece sahada oynanmıyor. Sahada iyi oynayabilmek için dışarıda da bazı ÅŸeylerden fedakârlık yapmak gerek. AÄŸabeyim günlük hayata önem verir, arkadaÅŸlarıyla gezmeyi severdi. Ama ben onun gibi deÄŸildim. Futbola sıkı sıkı baÄŸlıyım ve özel yaÅŸantıma da çok dikkat ederim. Benim için öncelikli olan futboldur.

17 yaşımda 1. Lig’de oynadım

Ağabeyinin ayrılmasının ardından senin kariyer çizgin nasıl gelişti?

NAC’ın altyapısında oynamaya devam ettim. Futbolculuk hayatımdaki dönüm noktası ise 16 yaşındayken U17 Milli Takımı’na çağırılmamdı. Peru’da düzenlenen Dünya Åžampiyonası’na gittim ve orada sergilediÄŸim performanstan sonra NAC Breda benimle profesyonel sözleÅŸme imzaladı. Takımın başında bulunan Ton Lokhoff, beni A takımın yapacağı ara kampa çağırdı. Ancak 1 gün sonra gönderildi ve yerine Cees Lok geldi. O zaman açıkçası biraz tedirgin olmuÅŸ, yeni gelen hocanın benim gibi genç bir oyuncuya ÅŸans vermeyeceÄŸini düşünmüştüm. Ancak öyle olmadı. A takımla kampa katıldım. Kamp sonunda hoca “Seni beÄŸendim” dedi ve o sezonun ikinci yarısının 15 maçında bazen ilk on birde bazen sonradan oyuna alarak oynattı. Aslına bakarsanız 17 yaşında Hollanda 1. Ligi’nde oynayabilmek benim için önemli bir baÅŸarıdır.

İlk maçına çıktığında neler hissettin? Unutamadığın bir maç var mı?

İlk maçımda çok heyecanlandım tabii ki. 17 yaşında bir çocuk için çok büyük bir olaydı. Unutamadığım maçı ise o sezon Ajax’a karşı oynadım. Deplasmanda oynayacaktık ve maçtan 2 gün önce hoca bana ÅŸans vereceÄŸini söyledi. Ajax Arena’ya çıktığımda kendimi çok garip hissettim. Tribünler tıklım tıklımdı ve benim görevim, ÅŸimdi Real Madrid’de oynayan Huntelaar’ı tutmaktı. Zaten Huntelaar o sezon gol kralı olmuÅŸtu. Daha 2. dakikada gol attı. Moralim bozuldu ama maçın sonraki bölümünde görevimi çok iyi yaptım ve Huntelaar’a adım attırmadım. Maç da 1-1 bitti. Ondan sonra takım arkadaÅŸlarım ve hocam bana iyice güven duymaya baÅŸladı.

Oynayacağım takıma gittim

O sezonun ikinci yarısında takımda yer almana rağmen sonrasında sanırım pek fazla şans bulamadın.

Sezon sonunda durumumuz pek de iyi olmadığı için Cees Look gönderildi ve onun yerine gelen hoca gençlere pek önem vermiyordu. Genelde tecrübeli oyuncuları tercih ediyordu. Ondan sonraki sezonun sadece ilk maçında oynadım. Sonrasında hiç şans bulamadım ve sezonu tek maçla kapattım. Sonraki sezonun ilk yarısında da hiç oynamadım. 18 yaşındaydım ve benim için o 1.5 sezon önemli bir darbe oldu. Artık oynayabileceğim bir takıma gitmek istiyordum.

Hangi takıma gittin?

Tigana döneminde BeÅŸiktaÅŸ ve Ersun Yanal zamanında Manisaspor beni istiyordu. Ciddi transfer görüşmeleri oldu ancak çok gençtim ve Hollanda’da kendimi biraz daha ispatlamak istiyordum. Beni NAC’ın A takımına çıkartan Toni Lokhoff da o zaman 1. Lig’de olan Excelsior’u çalıştırıyordu. Beni isteyince kiralık olarak sezonun ikinci yarısında Excelsior’a gittim ve tüm maçlarda oynadım. Ancak takım küme düştü. NAC’a döndüm ama beni düşünmediklerini görünce kiralık olarak yeniden Excelsior’a gittim. Excelsior’da bu sezon Milli Takım kamplarına geldiÄŸim zamanlar dışındaki bütün maçlarda forma giydim ama 1. Lig’e çıkamadık. Åžimdi sözleÅŸmem sona erdi ve bonservisim elimde.

Transfer görüşmeleri yapıyorsun o zaman? Belli olan bir şey var mı? Ne yapmayı planlıyorsun?

Hollanda 1. ve 2. Ligi’nde oynamış bir oyuncuyum. Artık daha yukarılarda oynamak istiyorum. Avrupa liglerinden birinde oynamak amacındayım. Menajerim ise Türkiye’den birkaç kulüple görüşüyor.

Futbolun sadece sahada oynanmayacağı söyledin. Sence bir futbolcu saha dışında nasıl yaşamalı?

Benim gece hayatım, içkim, sigaram yoktur. Yatmama, kalkmama, yememe, içmeme çok dikkat ederim. Bunlar çok önemli faktörler. Bence bir oyuncu özel yaşantısına çok dikkat etmeli ki, sahada iyi performans sergileyebilsin. Böyle konuşuyorum ama biraz ukalalık yapmış gibi hissettim kendimi. Rahatsız oldum. Bunları beni tanıyan başka birinin anlatması daha uygun olurdu sanırım.

Rahatsız olmana gerek yok. Sonuçta sen Ümit Milli Takım oyuncususun ve anlatacakların yaşça senden küçüklere örnek olması açısından önemli.

Dediğim gibi, disipline çok önem veririm. Tabii bunların dışında ailenin çok büyük önemi var. Babam ben daha amatör takımda oynarken her maçıma gelir ve destek olurdu. Böyle bir destek almak çok önemli. İnsan işin ciddiyetini daha iyi idrak edebiliyor. Ailenin harcadığı emeği görerek daha bir azimle çalışıyor. Bir de futbolculuk sonuçta çok güzel bir meslek ve bu mesleği yapmak isteyen çok fazla insan var. Bu camiada tutunabilmek için de bazı şeylerden fedakârlık yapmak ve yaşantına dikkat etmek gerekiyor. Ben de böyle bir yere geldiğim için şükrediyor ve mesleğimin hakkını vermek için elimden geleni yapıyorum.

Öncelikli görevim kesicilik

Günümüz futbolunda defans oyuncusu hangi özelliklere sahip olmalı?

Bence bir defans oyuncusunun ilk görevi kesici olmasıdır. Gerçi topu oyuna sokma özelliÄŸinin de olması da gerekir ama asıl olan rakibi durdurmaktır. Hollanda Ligi’nde genellikle defans oyuncularının daha çok topu oyuna nasıl soktuÄŸuna, skora nasıl katkı yaptığına bakılıyor. Ama dünyanın en iyi defans oyuncuları İngiltere ve İtalya’dan çıkıyor. Bunun sebebi, oralardaki defans oyuncularının asli görevini biliyor olması, yani kesicilik özelliklerini ön planda tutması. Tabii bu sözlerim, defans oyuncusunun topu kullanma özelliÄŸinin bulunmaması anlamına gelmiyor. Ancak bu özellik ikinci planda ve ekstra bir ÅŸey.

En beğendiğin, kendine örnek aldığın defans oyuncuları kimler?

En beÄŸendiÄŸim oyuncu Chelsea’nın kaptanı John Terry. Ben de onun gibi bir oyuncu olmayı isterdim.

Peki sen kendini nasıl bir defans oyuncusu olarak tanımlıyorsun? Kendinde eksik gördüğün yönler neler?

Sert bir oyuncu olduÄŸum söylenir. Mesela U19 Milli Takımı’ndayken Tolunay Kafkas Hocam bana “Katil” derdi. Kaleci antrenörümüz Mehmet Tezcan da “Rambo” diyor. Ama sertliÄŸim ve agresifliÄŸim kesinlikle rakibe karşı deÄŸildir. Görevimi en iyi ÅŸekilde yapmak için topa sertim. Hava toplarımın iyi olduÄŸunu düşünüyorum. Ayrıca ağır sayılmam. Süratli bir oyuncu olduÄŸum da söylenebilir. Ama topu oyuna sokma özelliÄŸimi biraz daha geliÅŸtirmem gerekiyor.

İlk olarak 2005′te U17 Milli Takımı formasını giydin. Seni ilk keÅŸfeden kim oldu?

16 yaşındaydım ve NAC Breda’nın altyapısında oynuyordum. Milli Takımların Hollanda ve Belçika sorumlusu Ali Köksal beni 2-3 ay takip ettirmiÅŸ ve U17 Milli Takımı Teknik Direktörü Abdullah Avcı’ya söylemiÅŸ. O zamanki U17 Takımı Avrupa Åžampiyonu olmuÅŸ bir ekipti. Abdullah Hoca, ilk etapta ÅŸampiyon kadroyu bozmak istememiÅŸ. Israr üzerine beni Belçika ile oynanan özel maçların kadrosuna davet etti. Belçika’ya karşı iki hazırlık maçında kısa süreli oynadım. Aslında umudum biraz kırılmıştı ama Abdullah Hoca’nın yardımcılığını yapan Hami Mandıralı, “İyi bir kamp geçirdin. Kendini hazır tut. Bundan sonra her an çağırılacakmış gibi çalış” dedi. Takım Peru’da düzenlenecek Dünya Åžampiyonası’na katılacaktı ama çağırılma umudum pek yoktu.

Ama o kadroya çağırıldın ve Dünya Åžampiyonası’nda herkesin büyük beÄŸenisini kazandın.

Evet, benim için inanılmaz bir tecrübeydi. SöylediÄŸim gibi, kadroya davet edilmeyi beklemiyordum. Ama bir gün okuldan döndüğümde kuzenim beni kapıda karşıladı ve “Peru’ya gidiyorsun” dedi. O an bir tuhaf oldum. Tarif edilemez bir sevinç yaÅŸadım. Avrupa Åžampiyonu olmuÅŸ takımdan Mehmet Yılmaz sakatlanınca, Abdullah Hoca bana görev verdi. Avusturya’yı 1-0 ve Uruguay’ı 3-2 yendiÄŸimiz maçlarda direkt oynadım. Gruptan çıkmamız kesinleÅŸince Meksika maçında yedekler oynadı ve o karşılaÅŸmayı da 2-1 kazandık. Çeyrek finalde yine benim oynamadığım maçta Çin’i 5-2 yendik. Yarı finalde ise o unutulmaz maçta Brezilya’ya 4-3 kaybettik. Brezilya maçında da oynamadım ama kulübede de olsa maçın kadrosunda bulunmak güzeldi. Hollanda’ya karşı üçüncülük maçında 90 dakika oynadım. Åžampiyona bittikten sonra NAC’a döndüğümde futbol hayatım tamamen deÄŸiÅŸti. Gerçek futbol hayatım ondan sonra baÅŸladı diyebilirim.

Ümit Milli Takımımız, Avrupa Şampiyonası elemelerinde İrlanda Cumhuriyeti, Ermenistan, İsviçre, Gürcistan ve Estonya ile mücadele ediyor. Gruptaki şansımızı nasıl değerlendiriyorsun?

Çok iyi bir takımız ve ilk iki maçta oynadığımız oyunla da grubun favorisi olduÄŸumuzu ispatladık. İrlanda Cumhuriyeti’ni 3-0, Ermenistan’ı 5-2 yendik. Ama bu daha baÅŸlangıç. İnÅŸallah önümüzdeki maçları da en iyi ÅŸekilde oynayacak ve grubu ilk sırada bitireceÄŸiz. Ama hiçbir maçı mücadele etmeden, elinden gelenin en iyisi yapmadan kazanamayacağımızı biliyoruz. Biz iyi motive olursak karşımızda hiçbir takım duramaz. Çünkü gerçekten çok iyi bir takımız.

Süper Lig’i Hollanda Ligi’nden daha fazla takip ediyorum

Turkcell Süper Lig’i takip edebiliyor musun?

Hollanda’da oynuyorum ama Türkcell Süper Lig’i daha fazla seyrediyorum. Bu sezon Süper Lig’deki çekiÅŸme çok hoÅŸuma gitti. Son haftaya kadar hem üstlerde hem de altlarda yaÅŸanan mücadeleden çok zevk aldım. Böyle bir çekiÅŸme gerçekten nadir görülür.

Sezonun böyle geçmesini neye bağlıyorsun?

Bence bu çekişmenin nedeni Anadolu takımlarının daha profesyonel yapılara kavuşması. Takımlar arasındaki fark eskiden çok daha fazlaydı. Ama şimdi öyle değil. Anadolu takımları artık altyapılarına daha fazla önem veriyor. Bu da doğal olarak lige yansıyor.

Türkiye’deki altyapılar geliÅŸme gösterdi

Altyapı eÄŸitimini Hollanda’da almış bir oyuncu olarak, Türkiye’deki altyapıları nasıl deÄŸerlendiriyorsun?

Eskiden aradaki fark çok daha fazlaydı. Ama artık o fark pek yok. Ben NAC’ın altyapısında oynarken izin döneminde Trabzon’a geldiÄŸimde idmansız kalmamak için Trabzonspor’un altyapısıyla antrenmanlara çıkıyordum. Yeri geliyor, kum sahada idman yapıyorduk. Düşünün, Trabzonspor gibi büyük bir kulübün altyapı oyuncuları bile kumda çalışıyordu. NAC’ta ise kesinlikle böyle bir ÅŸey yoktu. Trabzonspor’da oynayan çocukların sadece bir eÅŸofmanı, bir ayakkabısı olurdu. Oysa Hollanda’daki her takım altyapıdaki oyunculara 2-3 takım verir. Bunlar belki çok ayrıntı gibi gelecek ama önemli ÅŸeyler. Ancak ÅŸu anda Türkiye de bu konuda çok iyi bir noktaya geldi.

Türkiye’de herhangi bir takıma sempatin var mı?

Trabzonluyum ve doğuştan Trabzonsporluyum. Babam bize Trabzonspor sevgisini öyle bir aşıladı ki ailece fanatik bile sayılırız. Trabzon sevgisi gönlümüzde hep yaşayacak. Ama tabii profesyonel olduktan sonra iş biraz değişiyor. Artık oynadığımız, ekmeğini yediğimiz takım için tüm varlığımızla mücadele ediyoruz. Futbolun getirdiği bir kural bu.

Saha dışında nasıl bir insansın, nelere kızar, nelerden hoşlanırsın?

Dedikodu yapanları, laubali kişileri sevmem. Ağırbaşlı insanlardan hoşlanırım. Haksızlığa falan hiç gelemem.

Başka sporlara ilgin var mı?

Bir zamanlar kickbox yapıyordum. Aslında bu sporla kuzenim ilgileniyor, ben de onunla birlikte bir dönem çalıştım. Fırsat bulduğumda hâlen yaparım.

Kitap okur musun?

Evet. Tarih kitapları okumayı severim. Bizim geçmişimizi anlatan kitapları, Osmanlı tarihini ve Orta Asya Türk tarihini özellikle okuyorum.


One Yorum

  • Muhammed Çörekci
    06 Ocak 2010 | Permalink |

    sansin ve yolun acik olsun
    insallah daha iyi yerlere gelirsin

    sevgilerimle
    Muhammed Çörekci

Yorum Yaz

Add your comment below, or trackback from your own site. You can also subscribe to these comments via RSS.

Mail adresiniz yayinlanmayacak * zorunlu alanlari doldurun