Kazanan ÅŸampiyon olur
Nisan 25, 2008
Süper Lig’de düğümün çözüleceÄŸi maçta Fenerbahçe kağıt üstünde bir kaç adım önde gözüküyor. Ancak her zaman deriz ya ‘Derbilerin sonucu belli olmaz’ diye, bu derbinin sonucu diÄŸerkilerin aksine hiç mi hiç belli olmaz. Tek belli olan ÅŸey ise, derbiyi kazanan takım 3 puan ile birlikte lig ÅŸampiyonluÄŸunu da kazanacaktır.
Emrah Hamurcu
Futbol Ekstra
Pazar akÅŸamı bir dana kuyruksuz kalacak. Süpr Lig, ’süper’ olalı diyerek giriÅŸ yaptığımız Galatasaray - Fenerbahçe oyuncu analizinde futbolcuları tek tek incelemiÅŸtim, elimden geldiÄŸi kadarı ile. Bu yazımda ise bu derbinin sadece 22 adamdan ibaret olmadığını ve 22 milyonluk bir maç olacağını analizlerle ortaya koymaya çalıştım.
Öncelikle ev sahibi takım Galatasaray’dan baÅŸlayacak olursak, aslında neresinden baÅŸlanacağı belli olmayan bir durumda ÅŸu an Galatasaray. Yarı profesyonel yarı amatör, eÄŸitimine kolejlerde baÅŸlamış daha sonra ise bir takım etkenlerden dolayı mahalle lisesinde devam etmek zorunda kalmı ve bunun hırsıyla tekrar eski günlerine dönmeye çalışan bir öğrenci adeta.
Hırs yapmış bir takım
Olayların baÅŸlangıcı 4-5 sene öncelerine dayanıyor. Fatih Terim’in yanlış transferleri, artan borçlar, biraz rakibin ikramı biraz kendi gayreti ile kazanılmış ve havasına fazlasıyla kaptırılmış bir ÅŸampiyonluk, ardından da sükut-u hayal… Geçen sezon ÅŸampiyonluk yarışını neredeyse ligin daha 5. haftasında bırakmış bir takım bu sezon, daha öncekilerine nazaran hiç yapmadığı bir kabuk deÄŸiÅŸimine gitti. Çok uzun zamandır Galatasaray’da görülmüyordu böylesi. 13-14 oyuncu takımdan gönderilecek, kiralık ve ya satılık olarak üstüne de 10 tane oyuncu getirelecek. Öyle böyle oyuncular da deÄŸil hani. Avrupa’da isim yapmış olanlarından, maliyeti yüksek olanlarından. Bir ÅŸeylerin deÄŸiÅŸtinin kanıtıydı bütün bunlar. Tek bir yanlış seçim vardı, iÅŸler buraya geldi diye söylemiyorum başından beri dile getiriyordum, o da hoca tercihi. Yaklaşık 10-12 senedir hiç bir takımda görev yapmamış, en son olarak da hastalığı nedeni ile BeÅŸiktaÅŸ’ı yarı yolda bırakmış bir hocayı bu denli transferlerle yeni baÅŸtan kurulmuÅŸ bir takımın başına getirmek çok da akılcı bi tercih olmasa gerek. Her neyse çok da fazla uzatmamak gerek. Devre arasında ya da Almanya’daki doktorunu bir hayli fazla ziyaret etmeye baÅŸlamasının ardından gönderilmesi gereken Kalli ligin bitimine 6 hafta kala gönderildi. Bir ÅŸekilde ÅŸampiyonluk mücadelesi veren bir takımın böyle bir hamle yaparken her zaman için yedek stratejilerinin olması gerekir. Ancak G.Saray ÅŸu anda belki de tarihe geçmek üzere. Ligin 34. haftasında liderlik koltuÄŸunda olduÄŸu takdirde teknik direktörsüz ÅŸampiyon olan ilk takım olacak.
Kalli’nin gidiÅŸi ile profesyonelce olmasa da Galatasaraylı futbolcularda özellikle de Lincoln’de uzağı seçemeyeceklerin bile görebildiÄŸi bir yükseliÅŸ var. Belki sakatlığı tam anlamıyla geçti belki baÅŸka sebepler. Ama kim ne derse desin BeÅŸiktaÅŸ gibi bir maç öncesinde sudan bir sebeple kadro dışı kalmış bir futbolcudan özellikle de kaprisli ve biraz sorunlu bir futbolcudan hayır beklemek biraz zor. Lincoln 2 adım fazla atınca, 3 çalım fazla yapınca diÄŸer oyuncular da ister istemez gaza geliyor ve onlar 5 adım fazla atıyor, 6 çalım fazla yapıyor.
BaÅŸta da Arda… Bu sezon o da yoktu fazla ortalarda. Biraz geç de olsa geri dönmeye baÅŸladı. Trabzon maçındaki isteÄŸi, arzusu ve hırsı herÅŸeyi özetliyordu.
Deivid baş köşeye kuruldu
Konuk takım Fenerbahçe’ye geçecek olursak, rüya gibi bir sezon yaşıyorlar adeta. Ligde kazanılan bütün derbiler üstüne kulüp tarihinde ilk kez çıkılan bir tur, çeyrek final.. Avrupa’da son 8′e kalma baÅŸarısını gösteren Fenerbahçe Kadıköy’de oynadığı her maçtan da galip ayrılarak farklı bir baÅŸarının da altına imzasını attı.
Gökhan Gönül inanılmaz bir sürpriz yaptı ve neredeyse kimsenin bu kadarını beklemediÄŸi iÅŸler yaptı. Deivid de Souza ise kapının önündeki adam iken salonda Alex’in yanındaki koltuÄŸa kuruluverdi, arkasına da sert bir yastık konuluverdi.
Appiah, Deniz, Roberto Carlos gibi oyuncularından yararlanamayan, Kezman’ın sadece formasını oynatabilen ve kenarda bu mevkiide fazla alternatifi olmayan bir takım çok iyi iÅŸler yaptı. Yine de belki, böyle bir kadronun ÅŸampiyonluk iÅŸini son ana kadar bırakmaması gerekiyordu.

Fenerbahçe 1 adım önde
Takımlara genel olarak baktığımızda kağıt üzerinde Fenerbahçe bir kaç adım önde gözüküyor. Öncelikle iki takımın kalelerini el alalım. Bir tarafta Aykut diÄŸerinde ise Volkan.. Aykut kaleye yeni yeni ısınırken Volkan bazı ÅŸeyleri aÅŸmış durumda. Yine de Aykut’un haftalardır kalesinde gol görmediÄŸini ve baÅŸarılı performansının hakkını vermek gerekiyor. Alex ve Deivid’in ÅŸutları karşısında zorlanabileceÄŸini unutmayalım. Sonuç olarak kaleden F.Bahçe’ye 1 puan…
Savunmaya gelecek olursak, Servet-Emre ve Lugano-Edu ikilisini teraziye koyduÄŸumuzda Emre’nin biraz hafif gelmesinden dolayı kıl payı ile F.Bahçe stoperleri ağır basıyor. Kanatlarda ise Gökhan Gönül’ün performansı kefeyi iyice aÅŸağıya çekiyor. Savunmanın puanı ile eder 2 puan…
Orta sahada ise bence eÅŸitlik söz konusu. Selçuk-Maldonado ikileminden dolayı G.Saray orta sahası sanki biraz daha oturmuÅŸ ve Mehmet Topal-Ayhan uyumu ile biraz önde gibi. Kanatlarda ise UÄŸur’un Barış’a, Deivid’in de Arda’ya ufak ufak üstünlükleri var. Bu nedenle durum dengeleniyor. Fenerbahçe 3-1 önde..
Hücumda ise Ümit Karan’ın oynayıp oynamayacağı konusu kantarı kararsız bırakıyor. Alex’in Lincoln’e üstünlüğünü ancak Ümit Karan Kezman karşısında ağır gelerek kapatır ve geçer. Ümit Karan oynarsa G.Saray’a burdan 1 puan gider ve 3-2 Fenerbahçe galip gelir.
Tabi bu iÅŸler soyunma odasındaki eskiden karaydı ÅŸimdi bembeyaz olan tahtanın üzerindeki diziliÅŸte bitmiyor. Hırs, inanç, istek, ÅŸans, hakem, taraftar, destek, baskı, hata, stres faktörleri de var. Bu faktörlerde ise G.Saray’ı daha etken görüyorum ben.
Fenerbahçe maçı öncesinde taktiÄŸini rakibinin taktiÄŸine esinlenen Galatasaray’ın bu hamlesi maça farklı bir hava kazandırdı. İki takımın da çift ön libero ile oynayacak olması maçı kilitleyebilir. Tek başına kalan forvetler 2′ÅŸer kurt stoperin kucağında bulacak kendilerini.
G.Saray’ın kazanması için maçın baÅŸlarında bir gol bulması ve bunu korması korurken de bu zamana kadar derbi maçlarda bir türlü beceremediÄŸi galip takım psikolojisini yakalaması gerekiyor.Fenerbahçe ise kazanmak için acele etmeyecektir. Ne de olsa beraberlik yetiyor diyerek belki de 80′e kadar 0-0 götüreceÄŸi maçı BeÅŸiktaÅŸ maçında attığı 2. gol gibi bir golle kazanır.
Sonuç itibariyle bu maça kadar BeÅŸiktaÅŸ, Galatasaray ve Sivas’a karşı oynadığı 5 maçı da kazanan, büyük maçlara daha iyi konsantre olan ve bunu Avrupa maçlarından sonra oynadığı lig maçlarındaki performansı ile ortaya koyan bir Fenerbahçe ve de ÅŸampiyonluk için kendisine beraberliÄŸin yetebileceÄŸi Fenerbahçe biraz daha avantajlı.
Kazanan ÅŸampiyon olur
Bana göre bu maçı kazanan her türlü ÅŸampiyon olur. 2 x 2 = 4 eÅŸitliÄŸinden daha basit bir denklem bu. Tabi futbol bu önümüzde taptaze bir Denizli-F.Bahçe maçı ile ÅŸampiyonluÄŸun el deÄŸiÅŸtirmesi örneÄŸi var ancak iki takım da artık bu hataya bir daha düşmez. İki takım diyorum çünkü Sivas yapabileceÄŸinin fazlasını yaptı. Ancak bu iÅŸler biraz da tecrübe iÅŸidir. Gaziantepspor’un yaÅŸadığı durum gibi. Bu nedenle Fenerbahçe kazanırsa zaten kalan 2 maçtan 1′ini kazandığı takdirde matematiksel olarak ÅŸampiyon oluyor. Galatasaray kazanırsa Sivas beraberliÄŸi ve OftaÅŸ galibiyeti ÅŸampiyonluk için yetiyor. Beraberlikte ise ikili averaj avantajından dolayı Fenerbahçe daha avantajlı.
Biz İngiltere deÄŸiliz, olamayız da…
Geçen sene Fenerbahçe’nin ÅŸampiyonluÄŸunu erkenden ilan etmesi ile G.Saray maçı öncesinde bir ‘alkış’ polemiÄŸi almış başını gitmiÅŸti. Efendim Chelsea, M.United’ı alkışladı biz de niye olmasın. Galatasaraylı futbolcular da Fenerbahçeliler’i alkışlasın. Biz deÄŸil miydik peki Özhan Canaydın F.Bahçe’nin golünü alkışladı diye onu tefe koyup çalan. Fair-play ödünü almış olsa da neredeyse kulüpte kapının önüne koyulacaktı.
Bugünlerde ise kupa maçında kapışan Volkan ile Lincoln barışacak mı muhabbeti dönüyor. Altın günü deÄŸil ki bu öpüşüp sarılıp barışsınlar sonra da geyiÄŸe sarsınlar. CentilmenliÄŸi gerektirdiÄŸi boyutta maç öncesinde tokalaÅŸacaklardır elbet. Neden can ciÄŸer kuzu sarması olmalarını bekliyoruz anlamış deÄŸilim. Burası ne İngiltere ne de baÅŸka bir ülke. Biz Türküz.. Bizim kültürümüzde, futbol anlayışımızda uç centilmenlik gösterilerine yer yok. Maalesef deyip dememekte kararsızım. Belki de o zaman ‘biz’ olamazdık. Yunanistan’da ya da Belçika’da bu tür polemikler oluyor mudur acaba gerçekten çok merak ediyorum. Cin olmadan adam çarpmaya çalışıyoruz. İngiltere’yi örnek alacaksak eÄŸer alkıştan, öpüşüp sarılmaktan önce yapmamız gereken daha çok ÅŸey var. Onları bi halledelim de gerisi gelir..
Sonra da biri beni çimdikler, uyanırım rüyadan..
İlginç tesadüf
Geçenlerde Verkaç‘ta okuduÄŸum Fırat İşbecer‘in yazdığı bir yazı ile bitiriyorum yazımı. ‘Tarih tekerrür eder mi?’ diye soruyor Fırat, bizleri 2000-01 sezonuna götürüyor. Bu sezonu bir hayli andıran bir sezondu o sezon. Sadece roller tam tersineydi ÅŸimdikinin.
Galatasaray Åžampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale yükselmiÅŸ, Real Madrid ile eÅŸleÅŸmiÅŸti. Ali Sami Yen’deki maçı 2-0 geriden gelip 3-2 kazanmış ancak orada farklı maÄŸlup olarak veda etmiÅŸti. Tıpkı Fenerbahçe’nin bu sezon yaÅŸadığı Avrupa macerası gibi.
Galatasaray ligine geri döndüğünde Fenerbahçe’nin 3 puan önündeydi. Fenerbahçe Kadıköy’de G.Saray’ı 2-1 yenip averajla liderliÄŸe yükselmiÅŸti. Ardından da G.Saray Ankaragücü’ne maÄŸlup olunca sarı-lacivertliler ÅŸampiyon olmuÅŸtu.
Sivas’ın rolünde kim mi vardı? Kadıköy’de Fenerbahçe’ye karşı ilk yarıyı 3-0 önde kapatıp maçı 4-3 kaybeden Gaziantepspor…
İyi olan kazansın… Pazartesi berberlerde, kahvelerde, otobüs duraklarında Fırat Aydınus’un kulakların çınlatmamak dileÄŸiyle…





Yorumlar
Toplam Okunma: 122 | Bugunku Okunma: 2 | En Son Okunma: 01.07.2008 - 18:13