Belçika’nın Genk takımında yetiÅŸip geçtiÄŸimiz sezonun devre arasında transfer olduÄŸu Standart Liege’de ÅŸampiyonluÄŸun mimarı oldu. Takımı, onun oynadığı 7 lig maçında yenilgi yüzü görmedi. Sezonun son maçının uzatmalarında kurtardığı penaltıyla kahraman mertebesine yükseldi. 15 yaşından bu yana Belçika Genç Milli Takımlarında oynamasına raÄŸmen Türkiye’den aldığı davet üzerine koÅŸa koÅŸa geldi. Henüz 20 yaşında ve Milli Takım kalesinde uzun yıllar görev yapmayı amaçlıyor.
Röportaj: Türker Tozar / TamSaha
Sinan, bize kısaca kendini tanıtır mısın? Nerelisin, futbola nasıl baÅŸladın, Belçika’ya gidiÅŸin nasıl oldu?
Aslen Kayseriliyim. Biz küçükken dedem ve babam madende çalışmak üzere Belçika’ya göç etmiÅŸ. Orada düzenlerini kurunca da bizi yanlarına almışlar. 5 yaşındayken Belçika’ya gitmiÅŸiz. 7 yaşında futbola baÅŸladım. Kulübe yazılmadan önce futbol oynuyordum ama kaleci deÄŸildim. Ama ilk girdiÄŸim kulüpte kaleci oldum. Bir maçta Genk’in genç takımı ile karşılaÅŸtık. O maçta Genk antrenörleri performansımı beÄŸendi ve beni denemeye çıkartmak istedi. Testlerde beÄŸenilince onların altyapısına geçtim. 16 yaşında A takıma girdim, 17 yaşında profesyonel oldum. Tam 13 sene Genk Kulübü’nde kaldım. Ocak 2009′da da Standard Liege’e transfer oldum. Annem ve babam ÅŸimdi emekli. İki aÄŸabeyim, bir de ablam var. Toplam 4 kardeÅŸiz.
Ailende futbolla ilgilenen başka birisi var mı?
İki ağabeyim de futbolla ilgilendi ancak onlar amatör seviyede kaldı. Bir tanesi futbolu bıraktı, diğeri ise halen bir takımda oynamaya devam ediyor.
Bu kadar erken çağırılmayı beklemiyordum
A Milli Takım kadrosuna çağrılmak seni şaşırttı mı?
Öncelikle A Milli Takım kadrosuna çaÄŸrılmanın çok gurur verici bir ÅŸey olduÄŸunu söylemeliyim. Aslında bu kadar çabuk A milli davet alacağımı düşünmüyordum. İyi oynadığımı ve Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri tarafından takip edildiÄŸimi biliyordum. “EÄŸer performansımı üst seviyede tutarsam, 2009-2010 sezonu içinde kadroya çaÄŸrılırım” diye düşünüyordum. Nasip Kayseri’de oynanan bir milli maç öncesinde oldu. A milli takım kadrosunda bulunmak, aÄŸabeylerimle tanışmak, bunların hepsi önemli ÅŸeyler. Bana bu fırsatı verdiÄŸi için Milli Takımlar Teknik Sorumlusu Fatih Hoca’ya çok teÅŸekkür ediyorum.
A Milli Takım ortamını nasıl buldun?
Hiçbir stres yaşamadım ve hiç yabancılık çekmedim. Bilhassa ağabeylerim benimle ilgilendi, şampiyonluğumu tebrik ettiler.
Geçmişte hem Türkiye hem de Belçika Genç Milli Takımlarının formasını giydin. Karar vermek zor oldu mu?
Belçika için U15′ten U19′a kadar olan bütün yaÅŸ kategorilerinde forma giydim. Türkiye için de U19 kategorisinde 4 maça çıktım. Sonra da karar verme yaşım geldi ve ben Türkiye’yi tercih ettim. Bu konudaki kararım çok netti. Başından beri altyapımı Belçika’da almayı ve daha sonra da Türkiye A Milli Takımı’na yükselmeyi hedeflemiÅŸtim. Bütün planlamamı buna göre yaptım. Bu yüzden, karar verme aÅŸamasında hiç tereddütte kalmadım.
Belçika’yı seçmen için sana herhangi bir baskı yapıldı mı?
A Milli Takımımızdan Azerbaycan ve Fransa maçları öncesinde davet almamdan iki hafta önce Belçika A Milli Takımı’na çaÄŸrıldım. Ama bu teklifi reddettim çünkü Türkiye için söz vermiÅŸtim ve ben sözünün arkasında duran bir insanım.
Belçika’da Türk oyunculara dönük bakış açısı nasıl?
A Milli Takım’ın kazandığı baÅŸarılar, Türk oyuncuların itibarını büyük ölçüde arttırdı. Takımların da Türk oyunculara ilgisi var. ÖrneÄŸin bizim takımımızda, Ankaragücü’nden transfer edilen Sarper Kıskaç isminde genç bir defans oyuncusu var. Demek ki Turkcell Süper Lig, Belçika kulüpleri tarafından da mercek altına alınıyor.
En güzel cevabı sahada verdim
20 yaşında 7 lig maçında ilk on birde oynama fırsatı bulmuş olman, forma giydiğin hiçbir maçta takımının yenilmemesi ve takımdaki ilk sezonunda şampiyonluk yaşaman sence iyi birer istatistik olmalı.
Evet, 20 yaşında bir kaleciye kolay kolay nasip olmayacak şeyleri geride bıraktığımız bir sezon yaşadım. Ara transferde takıma katıldıktan sonra, teknik direktörümüzün bana güvenmesi ve kaleyi emanet etmesi en önemli gelişme oldu. Çünkü bazı kişilerin ve medyanın benimle ilgili tereddütleri vardı. Bana verilen bu fırsat sayesinde ben de kendimi gösterme imkânı buldum. Onlara en güzel cevabı sahadaki performansımla verdiğimi düşünüyorum. Takımdaki ilk sezonumda şampiyonluğa ulaştık. Her futbolcunun hayali olan bu duyguyu ben oldukça çabuk yaşadım.
Gent’e karşı oynadığınız, ÅŸampiyonu belirleyecek olan sezonun son maçında, Bryan Ruiz’in penaltısını kurtararak takımını hem galibiyete hem de ÅŸampiyonluÄŸa taşıdın. Taraftarların gözünde artık ayrı bir yerin olmalı. O penaltıyı kurtarınca neler hissettin?
O karşılaÅŸma tam bir dönüm noktasıydı. EÄŸer biz puan kaybedersek, Anderlecht ÅŸampiyon olacaktı. Bizim maçımızda da 90+2′de hakem penaltı noktasını gösterdi. Allah’a şükür o penaltıyı kurtardım ve ÅŸampiyonlukta kilit rol oynayan kiÅŸi ben oldum. Bundan sonra taraftarların gözünde büyüdüm. Herkes beni konuÅŸmaya baÅŸladı. Gazeteler beni manÅŸetlere taşıdı. Hakem penaltıyı çaldığında herkes “ÅŸampiyonluk gitti” diye düşündü ama ben kurtarınca herkes çılgınca sevindi. Taraftarlar benim ismimle tezahürat yaptı. Büyük bir mutluluktu. Bu maçı 1-0 kazandık. Anderlecht de rakibini maÄŸlup ettiÄŸi için ÅŸampiyonu baraj maçları belirledi. Biz de 1-1 ve 1-0′lık sonuçlar alarak Anderlecht’i geride bırakıp ÅŸampiyon olduk.
BeÄŸendiÄŸin kaleciler hangileri?
Petr Cech, José Manuel Reina, Iker Casillas, Rüştü Reçber ve Volkan Demirel beğendiğim kaleciler.
İyi bir kaleci olabilmek için olmazsa olmaz özellik ne sence?
Öncelikli olarak bir kaleci mental olarak güçlü olmalı. ÖrneÄŸin, maç içinde yediÄŸi bir golü hemen unutmalı ve kendini toparlamalı. KarşılaÅŸma boyunca o gol aklından çıkmazsa, mücadelenin geri kalanında da baÅŸarılı olması mümkün deÄŸil. “O gol geride kaldı” diye düşünmeli ve maça konsantre olmalı. Aksi halde, kaleci ürkek olur, toplara çıkamaz ve her ÅŸey daha da kötüye gider.
Kendi beğendiğin özelliklerin neler?
Risk almayı çok seviyorum. Hava toplarına iyi yükseliyorum. Ayaklarıma da güveniyorum.
Belçika’da kaleci eÄŸitimini biraz anlatır mısın?
Belçika’da, topu tutmanın önemi, kaleciliÄŸin teknik yanları ve ayaklar üzerine önemle eÄŸilen bir kalecilik eÄŸitimi var.
Belçika ile oynayacağımız önemli bir 2010 Dünya Kupası grup eleme maçı var. Bu maçla ilgili sen ne düşünüyorsun? Belçika’da bu maçla ilgili nasıl görüşler dile getiriliyor?
Belçika’da futbol kamuoyu henüz bu maçı gündemine almadı. Basında ÅŸimdilik bu maç üzerine bir yoÄŸunlaÅŸma yok ama bu maçın A Milli Takımımız için ne denli önemli olduÄŸu çok açık. Kesinlikle kazanmamız gereken bir müsabaka. Son bir-iki sezonda Belçika Milli Takımı bir düşüş içerisinde. A Milli Takım’da yaşı çok genç futbolcular oynuyor. Bu bakımdan ÅŸansımız büyük.
Rene Vandereycken’in Nisan ayındaki istifasından sonra yerine halen teknik adam bulunamadı. Erik Gerets’e teklif götürülmüştü ama o Al Hilal’ı tercih etti. Bu durum, Belçika için bir olumsuzluk, bizim içinse bir avantaj olarak görülebilir mi?
Kimin teknik direktör olacağı konusunda uzun bir belirsizlik oldu. Teklif götürülenler, olumlu yanıt vermedi. Oyuncular da yeni gelecek kişinin kendilerini milli takıma alıp almayacağı konusunda bir tedirginlik içinde. Bundan istifade edebiliriz. Bu durum bizim yararımıza olabilir.
Türkiye’nin Dünya Kupası’na katılma ÅŸansını nasıl görüyorsun?
Büyük baÅŸarılara ulaÅŸmak kolay deÄŸil. 2010 Dünya Kupası elemeleri Türkiye için çok kolay geçmedi. Yine de Türkiye’nin geçmiÅŸ turnuvalarda sergilediÄŸi futbol ve baÅŸardıkları hâlâ hatırlanıyor. 2008 Avrupa Åžampiyonası’nda tüm dünya gücümüzü görmüştü. Bunlar aklıma geldikçe Dünya Kupası’na katılma konusunda ümitsizliÄŸe düşmüyorum. Bütün maçlarımızı kazanacak gücümüz var. Rakibimiz Bosna-Hersek’in de puan kaybetmesiyle amacımıza ulaşırız diye düşünüyorum.
Takım arkadaÅŸların Salim Toama ve Mohamed Sarr bir dönem Türkiye’de kariyerlerini sürdürmüşlerdi. Onlarla hiç Türkiye ve Türk futbol üzerine konuÅŸtun mu?
Mohamed Sarr’la Galatasaray’da geçirdiÄŸi süreyle ilgili konuÅŸtuk. İsrailli Salim Toama ise Kayserispor’da oynadığı dönemdeki anılarını anlatıyor. KonuÅŸmaları genellikle olumlu.
Bu sezon Turkcell Süper Lig maçlarını izlemeye fırsat bulabildin mi? Geride kalan 2008-09 sezonu ile ilgili görüşlerin neler?
Fırsat buldukça izlemeye çalıştım. Enteresan ve çekiÅŸmeli bir lig oldu. Büyük takımların alt sıralarda yer alan takımlara karşı oldukça zorlandığını gözlemledim. Demek ki küçük takımlar ciddi bir ilerleme kaydetmiÅŸ. Bence Turkcell Süper Lig her geçen sezon daha da zorlaşıyor. Bu da Avrupa’nın önde gelen ligleri arasında hak ettiÄŸimiz yeri bulmamızı saÄŸlayan bir faktör olacak.
Belçika’da ilerlemek istiyorum
Türkiye’ye gelmeyi düşünür müsün? Fenerbahçe ve Trabzonspor’un bir dönem seni transfer etmek istedikleri doÄŸru mu?
Teklifler geldiÄŸi doÄŸru. Ancak bu teklifler geldiÄŸinde yaşım daha da küçüktü ve benim öncelikli amacım transfer yapmaktan ziyade, Belçika’da kendimi ispatlamaktı. Åžimdi A takımda birinci kaleci oldum ve iyi bir yolda ilerliyorum.
Kariyerine nasıl yön vermek istiyorsun?
Åžu an için tek düşüncem Standard Liege’in baÅŸarısı. Gelecek sezonda Åžampiyonlar Ligi’nde oynayacağız ve o maçlarda da tüm dünyaya kalitemi göstermek istiyorum. Her futbolcunun hayali vardır. Benim de daha büyük liglerde forma giyme isteÄŸim var. İngiltere Ligi benim için bir hedef. Ancak basamakları hızlı hızlı atlayarak çıkıp sonra ani düşüşler yaÅŸamak istemiyorum. Bu yüzden kariyer adımlarımı düşünerek atıyorum. Åžimdi Standard’da iyi bir durumdayım. Temkinli gideceÄŸim.














