
Amaçsız bir maçı izlemek çok sıkıcı olabiliyor, maç sıkıcı olmasa da. Cumartesi gecesi akşam yemeğine dışarı çıktık eşimle. Neyse konu bu değil, yemek yediğim yerde Lig TV vardı ve Fenerbahçe maçının ilk yarısını izledim ancak işte bu amaçsızlık ikinci yarı maçı izleme isteğimi törpüledi. İlk yarı bittikten sonra ben de evin yolunu tuttum. Zaten daha iyi bir alternatif olarak Juventus - Inter maçı vardı.
Oturdum ekran başına ve bu maçı izlemeye baÅŸladım. Raineri rakibinin etkinliÄŸini en aza indirgemek istiyor olacak ki maçtan önce de verdiÄŸimiz muhtemel kadro yapısına uygun olarak Poulsen ve Tiago ile baÅŸladı maça. Onların önlerinde Del Pierro ise Iaquinta’yı besler konumdaydı. Kanatlardan Marchioni ve Nedved ile gelmeye çalıştılar. İlk yarı boyunca Ibrahimovic Chiellini ve Legrotaglie arasında yokları oynadı. Stankovic, Cambiasso ve Figo’dan oluÅŸan orta saha pek birÅŸey üretemedi. Benim gözüme takılan iki ÅŸey vardı ilk yarıda. İlki bir kornerde Bolatelli’yi çeken Poulsen’in bu hareketi Türkiye’de yapsa ve hakem penaltı vermese hakem eskilerince nasıl eleÅŸtirileceÄŸi idi. İkincisi ise Molinaro’nun Zanetti’yi geçip düşe kalka topu önüne aldıktan sonra yine Farina’nın avantajı kestiÄŸi pozisyon. Demek ki Farina gibi bir hakem bile basit hatalar yapabiliyor. Zaten futbol hatalar oyunu deÄŸil mi?
İlk yarıda aklımda kalan pozisyon sayısı da ikiyi geçmez. İlkinde Afro-İtalyan Balotelli’nin vurduÄŸu ÅŸutun kaleci Buffon’dan sektikten sonra ağır bir ÅŸekilde kaleye doÄŸru ilerlerken Tiago tarafında çıkarılışıydı. İtalyan televizyonu çok güzel zoomladı çizginin üstüne kadar. DiÄŸer pozisyon da Marchioni’nin önüne aldığı topu ayağından açarak Cesar’a müdahale etme imkanı saÄŸladığı pozisyon. Del Pierro olsa atardı, yazık oldu güzelim pasına.
Maç öncesi Morinho’nun onun hakkında söylediÄŸi bu yaÅŸa geldi ama hala altın topu yok kıvamında sözleri kamçılamış belli ki, her zamankinden de istekli gördüm onu. İşin garibi maç izlenir bir maç olmasına raÄŸmen devre arası ile birlikte ben de maçtan koptum. Çekmedi beni tekrar maça dönmek. Taa ki 60. dakikaya kadar ikinci yarıya bakamadım. O yüzden ne oldu bilmiyorum. Ancak hissiyatım pek bir ÅŸeyin deÄŸiÅŸmediÄŸi yönünde. Ben döner dönemz Muntari’nin topuna Balotelli’nin vuruÅŸu geldi ve Inter skor avantajını yakaladı gol pozisyonu açısından kısır geçen maçta.
Sonra da taktik deÄŸiÅŸiklikler baÅŸladı zaten. Önce Raineri hamlesini yaptı ve benim Juve’ye yakıştıramadığım Marchioni yerine Trezeguet’i soktu oyuna. Ancak bu hamle Tiago’nun gördüğü kırmızı kart ile Juve’yi orta sahada sıkıntıya sokacak bir düzene dönüştü. Artık yolun sonuna gelmiÅŸ Nedvedli orta sahanın Tiago’nun yokluÄŸunda bu yükü kaldırması zor görünüyordu, nitekim de Inter iyice oyunun kontrolünü ele geçirdi. Buna ek olarak Del Pierro da oyundan düşmeye baÅŸlamıştı. Juventus için yaÅŸlı kadın deyimi cuk oturuyor aslında.
Rakibinin eksilmesinden sonra Muntari ve Balotelli’yi çıkaran Morinho yerlerine Burdisso’yu ve Vierra’yı sokarak orta sahayı daha da kalabalıklaÅŸtırdı. Nitekim eksik kalan Juventus’ta bazı oyuncuların oyundan düşmeye baÅŸlaması kadar Morinho’nun bu hamleleri de oyun kontrolünün Inter’e geçmesinde etkili oldu.
Raineri buna karşılık Giovinco hamlesini geciktirmedi. Son on dakikaya girilirken bütün riskleri alması gerekiyordu ki o da aldı zaten. On kiÅŸi ile aldığı risk ise oyunu çevirmeye yetti. Giovinco’nun asisti ile Grygera’nın golü berabere bitmesini öngördüğüm maçta 90+1′de eÅŸitliÄŸi getirdi. Müstakbel ÅŸampiyonun ve ikincinin maçında sonucu genç yetenekler belirlemiÅŸ oldu.
Maçtan önce Morinho’nun demecinde ÅŸu ifade geçiyordu: Futbol matematiktir. Futbolun matematik olmadığı belli oldu aslında. Tüm bu hamleler matematiksel olarak Inter’in galibiyetini gösteriyordu. Üstelik sahada onbire on gibi bir matematiksel üstünlük daha vardı. Ama matematik çalışmadı. Maçtan sonra herhalde top yuvarlaktır diyecektir.














