Bir İstikrar Abidesi İlhan Eker
Mayıs 12, 2008
Ligin parmakla gösterilen takımı GençlerbirliÄŸi OFTAÅž Spor’un kaptanı. Futbola doÄŸduÄŸu ÅŸehrin takımı Balıkerispor’da baÅŸladı ve 16 yaşında profesyonel ligde oynadı. 7 sezondur forma giydiÄŸi OFTAÅž Spor’da üç ÅŸampiyonluk yaÅŸadı. Üstelik bu 7 sezonluk süreçte neredeyse maç kaçırmadı. İstikrarını “profesyonelce yaÅŸamak”la açıklıyor. GeçmiÅŸte orta saha oyuncusu olmanın avantajıyla, günümüz futbolunun “oyun kuran stoper” tipinin önemli örneklerinden birisi. Üniversiteden mezun olmak için gün sayıyor.Röportaj: Nihat Özten
OFTAŞ Spor oynadığı oyunla futbolseverlerin beğenisini topluyor. Sen de bu takımın kaptanısın. Ancak kamuoyunun yakından tanıdığı bir oyuncu değilsin. Bize biraz kendinden söz eder misin?
1 Ocak 1983 Balıkesir doÄŸumluyum. Futbola da Balıkesirpor’da baÅŸladım. İlk profesyonel maçımı 16 yaşında oynadım. O dönemde takımımız A. Sebatspor’la oynadığı son play-off maçını kaybetti ve 2. Lig’e çıkamadı. Ertesi sezon kadro korunmasına raÄŸmen takımımız küme düştü. Futbol hayatım, bu iki talihsizlikle baÅŸladı. Ama her iÅŸte bir hayır vardır derler ya, benim için de sonrası farklı geliÅŸti. Küme düştüğümüz sezonki hocamız Can Cangök’ün tavsiyesiyle son maçlarımızı seyreden Cem Onuk sayesinde GençlerbirliÄŸi’ne transfer oldum. O zamandan beri de 7 sezondur OFTAÅž Spor’dayım. Bu 7 sezonda sadece bir dönem GençlerbirliÄŸi’nin sezon başı kampına katılmıştım ama orada oynamanın zor olacağını görünce ASAÅž’a geri dönmüştüm. Burada geçirdiÄŸim 7 sezonda 3 ÅŸampiyonluk yaÅŸadım.
Başlangıçta bir idolün var mıydı?
Çok beÄŸendiÄŸim oyuncular vardı ama idolüm hiç olmadı. GençlerbirliÄŸi’ne transfer olan kadar orta sahanın solunda ve forvet arkasında oynuyordum. Ankara’ya geldikten sonra da iki sezon aynı bölgede oynadım. Ama bir devre arası kampında stoper eksiÄŸimiz vardı ve antrenörümüz fiziÄŸimden dolayı beni stoperde denedi. O gün bu gündür stoper oynuyorum.
Futbol sevgisi babamdan geldi
Futbola ilgin nasıl başlamıştı?
Çok küçük yaÅŸlardan beri futbola tutkum vardı. En önemli etken de babamın eski bir kaleci olmasıydı. Babam amatör olarak futbol oynuyordu ve ben de onun maçlarını izlemeye gidiyordum. Onun dışında her hafta sonu Balıkesirspor’un maçlarını izler, mahalle aralarında, okul bahçelerinde sürekli top oynardım. Ama babam beni elimden tutup da bir kulübe falan götürmedi. Herkesten habersiz Balıkesirspor’un spor okuluna yazılmıştım.
Peki, bu süreçte okul eğitimini ne yaptın?
EÄŸitim konusu çok komik. Ortaokul ve lise yıllarım çok parlaktı. Annem de okumamı çok istiyordu. Okulla futbolu bir arada götürdüm. Hatta çok ilginç bir anım var. Üniversite sınavına girmeden bir gün önce GençlerbirliÄŸi’ne transferim gerçekleÅŸmiÅŸti. Sınav Pazar günüydü ve ben Cumartesi günü eve gittiÄŸimde kapıdan içeri girer girmez anneme GençlerbirliÄŸi’ne transfer olduÄŸumu söyledim. Annem “Yarın sınavın var, senin yaptığın ÅŸeye bak” diyerek kızdı. O gün böyle konuÅŸan annem, ÅŸimdi bütün spor programlarını seyreden, maçlarımızı sürekli takip eden ve karşılaÅŸmalar sırasında neredeyse benden fazla strese giren birisi oldu. Ama ben de annemin eÄŸitim konusundaki isteÄŸini yerine getirdim. Gazi Üniversitesi’nde Beden EÄŸitimi ÖğretmenliÄŸi bölümüne girdim. Mezun olmak için iki dersim kaldı. Zaten bizim takımda 13 arkadaşımız Gazi Üniversite Beden EÄŸitimi bölümünde okuyor.
Futbolunun gelişmesinde en fazla kimin emeği olduğunu düşünüyorsun?
Birçok isim sayabilirim. Balıkesirspor’daki hocam Can Cangök, ASAÅž’ın 3. Lig’deki takımını kuran ve bence bu noktaya kadar gelmemizde büyük emeÄŸi olan Özgün Kaya ve ayrıca Metin Diyadin. Stoper oynamaya baÅŸladıktan sonra, yaygın stoper anlayışındaki gibi sadece topu uzaklaÅŸtıran oyuncu olmak istemiyordum. Metin Hoca da beni oyuna daha çok çıkmam ve geriden oyun kurmam konusunda teÅŸvik etti. Bu konuda onun katkısı çok fazladır.
Dört sezon önce 3. Lig’de bulunan bir takım üst üste ÅŸampiyon olarak Süper Lig’e yükseliyor ve burada da oldukça baÅŸarılı bir performans sergiliyor. Bu durumu nasıl açıklıyorsun?
Buraya geldiÄŸim ilk sezonda Gökhan Ünal, Gökhan Gönül, Emre Toraman, Sedat Ağçay, Serdar Özbayraktar gibi çok kaliteli oyunculardan oluÅŸan bir takımımız vardı. Ama o sene 3. Lig’de baÅŸarılı olamadık. Ondan sonraki sezon Özgün Kaya yönetiminde çok iyi bir hava yakaladık. Takım olarak baÅŸarıya açtık. Çok genç yaÅŸlarda olmamıza raÄŸmen herkesin kendine inancı ve güveni vardı. Bunu da bütün Türkiye’nin görmesini istiyorduk. BaÅŸarı içinde birbirimize sarıldık. Çıkış yolunu baÅŸka ÅŸeylerde aramadık. Aldığımız ücretler belliydi ama biz sadece kendimizi kanıtlayıp hep daha ileriyi gitmeyi kendimize hedef koyduk. Ayrıca ASAÅž’ın bizim için çok iyi fırsat olduÄŸunu ve bunu iyi kullanmamız gerektiÄŸini, iyi oynamanın bizi nerelere götüreceÄŸini biliyorduk. Kendi aramızda “Bu sezon ÅŸampiyon olalım, 2. Lig’e çıkalım. 2. Lig bizim için daha farklı olacak” diyorduk. Ama gördük ki 2. Lig’de de pek bir ÅŸey deÄŸiÅŸmiyor. O zaman da Lig A’ya çıkmak için kendimizi aynı ÅŸekilde motive etmeye devam ettik. Her toplantıda, “ArkadaÅŸlar burada da baÅŸarılı olursak hepimizin hayatı deÄŸiÅŸecek. Hepimiz birbirimizin transferini yapalım” diye konuÅŸuyorduk. O motivasyonla birbirimizi Süper Lig’e kadar taşıdık. Ama tabii ki insanın hedefleri bitmiyor. Burada da çok ÅŸeyler baÅŸarmayı düşünüyoruz.
Yıldız oyuncu tanımım farklı
Sen bu başarının içinde kendini nereye koyuyorsun? Sürekli şampiyon olan bir takımın banko oyuncusu olarak transfer teklifleri almıyor muydun?
Ben hep “İyi futbolcu, yıldız futbolcu olmak nedir?” diye düşünmüşümdür. Göze hoÅŸ gelen hareketler, taraftarı coÅŸturacak iÅŸler yapmak, maçın sadece 5-10 dakikasında ortaya çıkıp güzel hareketler yaparak harika bir gol atmak mı? Yoksa performansını maçın, hatta ligin tamamına yayıp takım olarak kazanmayı alışkanlık haline getiren oyuncu olmak mı? Benim ve takım arkadaÅŸlarım için ikinci seçeneÄŸin geçerli olduÄŸunu söyleyebilirim. 2. Lig’de bir ara takımdan ayrılmayı düşünmüştüm ama kalmakla çok iyi bir iÅŸ yaptığımı ÅŸimdi daha iyi anlıyorum.
Geçen sezon ÅŸampiyonluÄŸa oynarken Metin Diyadin’in ayrılması olayı var. Böyle bir deÄŸiÅŸikliÄŸe raÄŸmen yeni gelen teknik direktörünüz Osman Özdemir’le de hemen uyum saÄŸladınız.
BaÅŸka ÅŸansımız yoktu. Ne yapabilirdik ki? Metin Hoca’nın ayrıldığı günü çok iyi hatırlıyorum. Kendisini önce insan, sonra bir aÄŸabey olarak çok seviyorduk. Ona çok büyük saygımız vardı. Ayrıldığı gün takımla bir toplantı yaptım. Zaten her maçtan önce toplantı yaparız. KonuÅŸmayı çok seven bir takımız. O toplantıda, “Beyler çok üzülüyoruz ama ÅŸartlar bizi bu duruma getirdi. Yapacak hiçbir ÅŸeyimiz yok. Kendi geleceÄŸimiz için baÅŸarılı olmamız gerekiyor” demiÅŸtim. Zaten Metin Hoca da o gün, “Benim çocuklarım ligi ÅŸampiyon olarak bitirir. Çünkü onların karakterleri, onların futbolcu kiÅŸiliÄŸi bunu gösteriyor” demiÅŸti. O açıklamada bizi çok duygulandırmış, gururlandırmıştı. Tabi sonrasında Osman Hocanın da katkısını çok fazla oldu. Oyuncunun psikolojisinden çok iyi anlayan bir hoca. Sonuçta onun için de takımın başına gelmek büyük riskti. Çünkü lider bir takımın başına geliyorsunuz. Alınabilecek her hangi bir baÅŸarısızlık onun üstüne kalacaktı. Ama o da iÅŸleyen düzeni çok iyi idare etti ve geçiÅŸ dönemini baÅŸarılı bir ÅŸekilde atlattık.
Her maçtan önce toplantı yaptığınızı söyledin. Bunun dışında maçlara motive olmak için neler yapıyorsunuz?
Çok rahat bir takımız. Bunu açıklamak için size bir örnek anlatayım. Geçen sezon Osman Hoca geldikten sonraki ilk deplasman maçına gideceÄŸiz. Yanlış hatırlamıyorsam Samsunspor’la oynayacaktık. Takım otobüste son derece rahat. ArkadaÅŸlar ÅŸarkılar söylüyor, tezahüratlar yapıyor. Maç öncesi son antrenmanız da çok neÅŸeli bir ÅŸekilde geçerken, Osman Hoca beni çağırdı, “OÄŸlum bu takımın durumu ne böyle? Yarın çok önemli bir maçımız var” dedi. Ben de, “Hocam rahat ol. EÄŸer bizi böyle deÄŸil de stresli ve gergin görürsen o zaman kork ” dedim. Çünkü biz ne kadar rahat olursak, o kadar baÅŸarılı olacağımızı biliyoruz. Zaten herkes gerektiÄŸi kadar motive oluyor, o heyecanı ve hırsı yaşıyor.
Türkiye liglerinin tüm kademelerinde oynadın. Bu ligler arasındaki oyuncu ve futbol kalitesi farkı hakkında ne düşünüyorsun?
Geçen sezon 1.Lig’in en az gol yiyen takımıydık. Bu sene de Süper Lig’de en az gol yiyen takımlardan biriyiz. Ama çok iyi hatırlıyorum, biz geçen sezon uzaktan hiç gol yemedik. Bu sezon uzaktan yediÄŸimiz gollerle kaybettiÄŸimiz maçlar oldu. Yani Süper Lig’de yapılan hatayı daha az affediyorlar. Burada skoru her an deÄŸiÅŸtirebilecek çok kaliteli oyuncular var. Belki alt liglerde tempo açısından daha iyi maçlar oynanıyor ama buradaki oyuncu kalitesi yüksek. BulduÄŸu her pozisyonu deÄŸerlendirebilecek bir oyuncu topluluÄŸu var. Dolayısıyla Süper Lig’de oynamak çok daha zor.
Yabancı kontenjanının 6+2 olarak uygulanmasını nasıl değerlendiriyorsun?
Millet olarak çok misafirperveriz. Gelen yabancılara en iyi ortamı hazırlamaya çalışıyoruz. Taraftarların yabancı oyuncuyla Türk oyuncuya bakışı aynı olmuyor. Yabancılara daha fazla sempati duyuluyor. Yabancılara yapılan şeyler Türk oyuncular için de yapılmalı bence. Ama iyi yabancı oyuncuların gelmesini çok isterim. Çünkü onlardan çok şey öğreniyoruz. Mesela sezonun ilk yarısında bizde oynayan bir Stavrevski vardı. Kişiliği ve yapısıyla takıma bir hava katıyor, güven veriyordu. Böyle oyuncular genç futbolcuların da gelişmesinde çok katkıda bulunuyor. Ama tabii bir de tersi durum var. Bazı takımlardaki yabancı oyuncuların bir kısmı yedek kulübesinde oturuyor. Takıma hiçbir faydası olmuyor. Onlara verilen para bir yana, daha çok Türk oyuncunun önünü kesmelerine üzülüyorum.
OFTAÅž’ın stoperleri örnek olabilir
Türk futbolunda bir stoper sorunu yaşandığı sık sık gündeme geliyor. Neredeyse her takımın yabancı bir stoperi var. Bu konu hakkında ne söylemek istersin?
Evet, neredeyse ligimizdeki tüm takımların yabancı stoperleri var ve gerçekten de Türk futbolu bir sıkıntı yaşıyor. Stoper mevkii bir takım için çok önemli. Stoperlerin takımı ayakta tutan, direncini arttıran oyuncular olduÄŸunu düşünüyorum. OFTAÅž Spor’da Giray’la yan yana oynuyoruz ve ligin en az gol yiyen takımları arasındayız. Bu, diÄŸer takımlar için bir örnek olabilir.
Geçmişte bir orta saha oyuncusu olman, stoperden topu oyuna sokmasının beklendiği günümüz futbolunda sana avantaj sağlıyor olmalı.
Bu konuda gerçekten çok ÅŸanslıyım. Açık söyleyeyim bu özelliÄŸimi çok da seviyorum. Defanstan oyun kurmanın çok önemli olduÄŸunu düşünüyorum. Bakın Galatasaray’ın çok baÅŸarılı olduÄŸu dönemde, Popescu’nun takımı geriden yönetmesi ve Bülent’in savaşçı kimliÄŸinin önemli rolü var. Bizim takımımızda da Galatasaray’ın o zamanki havasını görüyorum. Ben, Giray’a nazaran topu daha iyi kullanıyorum. Giray da bana oranla daha iyi kesici ve savaşçı.
Yedi sezondur neredeyse bütün maçlarda forma giymişsin. Bu istikrarı neye bağlıyorsun?
Bütün Türkiye’nin bildiÄŸi gibi çok iyi tesislerimiz var. İdmanlarda sonra kesinlikle dinlenmeme, uykuma ve beslenmeme çok dikkat ediyorum. Futbolun beden gücü ile yapılan bir spor olduÄŸunu biliyorum. EÄŸer kendime iyi bakmazsam sahada iyi bir performans gösteremeyeceÄŸimi düşünüyorum. Çok şükür ki, önemli bir sakatlık da yaÅŸamadım.
Artık birçok takım tek santrforlu sitemle oynuyor. Bu durum siz stoperleri nasıl etkiliyor?
Bence bugünün 4-2-3-1 sistemi, savunmalar açısından iki santrforlu sistemden daha tehlikeli.
İki santrforlu sistemde orta sahadan gelecek bir tehlike olmadıkça fazla sorun yaşamazsınız. Forvet oyuncuları hep gözünüzün önündedir. Ama tek santrforlu sistemde sağdan, soldan yapılan bindirmeler ve tek forvetin arkasındaki adamın daha fazla tehlike yaratma şansı var. Tek santrforlu oynayan takımlar ön tarafta baskıyı iyi kurarsa, bu sistemde çok başarılı olabilir. Ama sonuçta bu da oyuncu kalitesiyle ilgili. Sonuçta elinizde biri hava toplarına hâkim, biri de düşen topları alan hızlı bir oyuncunuz varsa çift santrfor daha etkili olabilir.
Süper Lig’de seni zorlayan santrforlar var mı?
Çaykur Rizespor’daki Anderson’un sitili çok enteresan. Yerden pek iyi deÄŸil ama havadan gelen toplarda çok etkili bir oyuncu.
Kendi mevkiinde beğendiğin oyuncular var mı?
Kayserisporlu Aydın’ı çok beÄŸeniyorum. Topu oyuna iyi sokması, direnci ve oyun bilgisi yüksek bir oyuncu. Servet de bu sezon iyi bir performans gösterdi. Yabancılardan ise Terry ve Ayala’yı çok beÄŸeniyorum.
Gelecekle ilgili planlarında neler var?
Plan yaparak hareket eden bir oyuncu değilim. Tabii ki her oyuncu gibi dört büyük takımdan birinde oynamak isterim ama asıl hedefim Avrupa. İngilizcem fena değil. Yurt dışındaki hayatı görmek ve orada oynamak isterim. Hayalim ise Milli Takım. Bugüne kadar hiç milli olmadım. Milli forma altında sahaya çıkmak, ailemin, Türk halkının benimle gurur duyması tek hayalim. İnşallah bu hayalimi gerçekleştireceğim. Açıkçası şimdi konuşurken bile heyecanlanıyorum.
Futbolun dışında neler yapıyorsun? Nelere kızar, nelerden hoşlanırsın?
Sahada agresif, çabuk sinirlenen bir oyuncuyum ama saha dışında sakin, uysal bir insanım. Film seyretmeyi çok severim. Bazen sinemaya gidip eve döndüğümde bile film seyrettiğim olur. Arkadaşlarımla zaman geçirmekten ve kitap okumaktan hoşlanırım.
Ne tarz kitaplar okursun?
Daha çok tarih kitaplarını seviyorum. Futbolcu olmasaydım herhalde tarihçi olurdum. Tarihe karşı büyük ilgim var.





[…] Futbolekstra.net Röportaj: Nihat […]