Top

Batuhan Karadeniz : Tek hayalim BeÅŸiktaÅŸ

Mayıs 8, 2008

batuhan-karadeniz.jpgSüper Lig’in 50 yıllık tarihinde gol atan en genç oyuncu. BeÅŸiktaÅŸ A takımının formasıyla aÄŸları havalandırdığında henüz 16 yaşındaydı. Altyapıda maç başına 3 gol ortalamasıyla oynaması onu ErtuÄŸrul SaÄŸlam’ın da gözdelerinden biri yaptı. Uzun boyuna raÄŸmen ayaklarına hâkimiyetiyle de ilginç bir golcü.

Gözü A Milli Takım’da ve o formayı giydikten sonra Hakan Şükür’ün rekorunu kırmak istiyor. BaÅŸka futbolcuların aksine Avrupa hayalleri kurmuyor. Çünkü onun gözünde ulaşılacak en önemli nokta BeÅŸiktaÅŸ A takımının banko oyuncusu olmak. Ama öncelikli amacı U17 Takımımızla Avrupa Åžampiyonası finallerini kazanmak.

Röportaj: Mazlum Uluç

Gaziantepspor maçının son dakikasında attığın golle Süper Lig’in 50 sezonluk tarihinde gol atan en genç oyuncu unvanını elde ettin. İstersen seni biraz daha yakından tanıyarak baÅŸlayalım.

1991 İstanbul Beyoğlu doğumluyum. Benden bir yaş büyük bir ağabeyim var. Ailem aslen Trabzonlu. Babam devlet memurluğundan emekli.

Futbola nasıl başladın? Seni ilk keşfeden kimdi?

Beni bir arkadaşım keÅŸfetti. İçerenköy’de oturuyorduk ve her çocuk gibi mahalle arasında futbol oynuyordum. Bir yaÅŸ büyük bir arkadaşım İçerenköy kulübünde oynamaya baÅŸladı. Bir yıl sonra beni de götürdü. Orada iki sezon oynadım ve İstanbul ÅŸampiyonu olduk. Ardından BeÅŸiktaÅŸ’ın seçmelerine gittim ve kazandım.

Bugün birçok aile çocuğunun futbolcu olması için çaba harcıyor. Senin ailenin futbolcu olmana bakışı nasıldı?

Babam eski futbolcu, BeÅŸiktaÅŸ’ın eski kalecilerinden Orhan Karadeniz. Bu nedenle hiçbir sorun yaÅŸamadım. Hatta babam arkamda olmasaydı bugünkü noktaya gelebileceÄŸimi de zannetmiyorum. Futbol konusunda iyi bir ÅŸeye karar verdiÄŸimde babamın karşı çıktığını hiç görmedim. Sabahın 5′inde, 6’sında kalkıp beni antrenmanlara götürürdü. İçerenköy’den Fulya’ya gidip gelmek kolay deÄŸildi. Yaşım küçük olduÄŸu için hep babam götürüp getirdi beni. Çantamı bile o taşırdı. Yani futbolcu olmamı öncelikle babama borçluyum.

Peki, bu yoğunluk içinde eğitimini nasıl sürdürdün?

İlkokul ve ortaokulda derslerim çok iyiydi. Ama liseye geçtikten sonra biraz bozulmaya baÅŸladı. Bir yandan iki kategoride Milli Takım kampları, bir yandan BeÅŸiktaÅŸ’ta A takıma yükselme derken devamsızlık sorunları nedeniyle lise ikinci sınıfta okulu bıraktım. Ama ne yapıp edip mutlaka mezun olacağım.

Altyapıda maç başına 3 gol ortalamasıyla oynuyorsun. Dolayısıyla yaşıtlarının üzerinde bir noktadasın. Seni onlardan farklı kılan özelliklerin neler?

İsterseniz buna farklı olmak deÄŸil de bazı ÅŸeylerin deÄŸerini bilmek diyelim. Ben yetenekleri ve kapasitesi müsait bir oyuncunun konsantre olduÄŸunda her ÅŸeyi yapabileceÄŸine inanıyorum. Benim için maç öncesi çok önemli. Maça dört gün kala bilgisayarımla bile iliÅŸkiyi keserim. İki gün kala akÅŸam yemeÄŸi için bile dışarı çıkmam, adeta inzivaya çekilirim. Gece 11′i geçirmeden yatarım. Sabah 7′de kalkarım ve mutlaka açma-germe yaparım.

Başkalarının tecrübelerinden faydalanıyorum

Şimdiden profesyonelce yaşamaya başlamış bir oyuncu sayılabilirsin yani.

O kadarını söylemeyeyim, çünkü daha öğreneceğim çok şey var. Özellikle İbrahim Üzülmez ve Toraman ağabeyleri dikkatle izliyor, onların profesyonelliğini örnek alıyorum. İkisiyle de diyaloğum çok iyi. İkisi de bana kendi hayatlarıyla ilgili örnekler veriyor. Ali Tandoğan ağabey de öyle. Geçmişte yaptıkları yanlışları anlatarak bana yol gösteriyorlar. Onları gerçekten dinlediğinizde çok yardımcı olduklarını görüyorsunuz. Ya onları dinleyerek öğreneceksiniz ya da dinlemeyecek ve yaşayarak öğrenirken zaman kaybedeceksiniz.

Bu yaşta bu noktaya gelmek ve öğrenmek için başkalarının tecrübelerinden yararlanmayı bilmek önemli bir gelişme.

Ben tecrübe kazanmak için ille de bir şeyleri yaşamak gerektiğini düşünmüyorum. Zaten insanın ömrü bütün tecrübeleri yaşamaya yetmez. Oysa önümüzde başkalarının yaşadığı bir sürü tecrübe duruyor. Onları görmek, anlamak ve ders almak, başarıya giden yolu kısaltır.

BeÅŸiktaÅŸ’ın altyapısından uzun süre sonra yeni bir jenerasyon A takıma yükseldi. Serdar Özkan, Aydın, ardından sen. Bu geliÅŸmeyi neye baÄŸlıyorsun? Ne deÄŸiÅŸti altyapıda?

Bence BeÅŸiktaÅŸ’ta Mehmet Sedef’lerin 1987-88 jenerasyonu çok iyi bir takımdı. İnanılmaz yetenekli oyuncular vardı. Ama birçoÄŸu A takıma yükselemedi. Zaten altyapıdaki antrenörlerimiz bize “Yetenek önemli ama daha önemlisi kiÅŸiliktir” diyorlardı. Belki kiÅŸilik zafiyetlerinden dolayı bazı kayıplar yaÅŸandı. Ancak ben o yetenekli oyuncuların her nerede olurlarsa olsunlar ortaya çıkacaklarına inanıyorum. Åžimdi 1990-91 jenerasyonumuz da çok yetenekli. PAF takımında herkes 1987′li oyuncularla oynarken biz 1991′lilerle sahaya çıkıyoruz. Altyapıdaki imkânlarımız mükemmel ve orada eÄŸitim alan birisinin futbolcu olmaması mümkün deÄŸil.

Tamam ama biraz önce kullandığın bir cümle var. Çok yetenekli çocukların A takım düzeyine çıkamadan kaybolduğunu söylüyorsun. Sen onların bu durumundan kendine ders çıkarıyor musun?

İsim vermeyeceğim ama benden çok daha yetenekli oyuncular vardı altyapıda. Yanlış yaşadılar ve yukarıya çıkamadılar. Bundan elbette ders alıyorum. O nedenle bir maçtan dört-beş gün önce sadece o karşılaşma için konsantre olmaya başlıyorum. Eğer ben Beşiktaş A takımında direkt on birde oynamaya başladığımda da bugünkü konsantrasyonumu sürdürür ve bugünkü uygulamalarımı devam ettirsem, o zaman bunun adı profesyonellik olur. Oyuncu ön plana çıktığında profesyonel hayatından vazgeçtiğinde, zaten bu durum onun futbolunu da zedelemeye başlar.

Galiba çevrenin yoÄŸun ilgisi, yaşıtlarının çok üzerinde para kazanmaya baÅŸlaması genç oyuncuların ayağını yerden kesiyor. O noktada oyuncu “Ben oldum artık” dediÄŸinde sorun çıkıyor.

Aslında bizim altyapımızda bunun eÄŸitimi de var. Psikolojik eÄŸitim de alıyoruz. Asla “Ben oldum” dememek lâzım, çünkü öğrenmenin sonu yok. Geçen günlerde kaptanımız İbrahim Üzülmez’le oturuyorduk; futbolla ilgili bir konuda “Aaa, ben bunu yeni duydum” dedi. Benim de o anda duyduÄŸum bir ÅŸeydi. İbrahim aÄŸabey birkaç sezon sonra futbolu bırakacak ama hâlâ bilmediÄŸi, yeni öğrendiÄŸi bir ÅŸeyler olabiliyor demek ki.

Futbola başlarken örnek aldığın oyuncular var mıydı?

Van Basten’i örnek alırdım ama ona benzemek de imkânsız gibi bir ÅŸey. Gerçi futbol günümüzde çok deÄŸiÅŸti. Bence geçmiÅŸteki birçok yıldız bugünkü futbolun içinde aynı konumda olamayabilirdi.

Nouma’nın futbolunu örnek alıyorum

Peki, bugün için örnek aldığın oyuncular var mı?

Dört sene önce Pascal Nouma’yı örnek alıyordum. Ama kiÅŸiliÄŸini deÄŸil, futbolunu ve hırsını.

Uzun boylu bir oyuncusun ve top tekniğin de oldukça yüksek. Kendini öncelikle nasıl bir santrfor olarak tanımlıyorsun? Havada mı yoksa yerde mi daha etkili bir oyuncusun?

“Maç başına üç gol atıyorsun” dediniz ya. Bu 5 maçta 15 gol eder. Ben bu 15 golden sadece 3′ünü kafayla atıyorum. Kafayla fazla golüm yok, çünkü futbol artık ağırlıklı olarak yerden oynanıyor.

Kendi muhasebeni yaptığında artılarını ve eksilerini nasıl değerlendiriyorsun?

Fazla gördüğüm bir yanım yok. Eksiklik olarak ise biraz daha çabuk olmam gerektiğini biliyorum ve bunun için gerçekten çok çalışıyorum.

ErtuÄŸrul SaÄŸlam’la iliÅŸkilerine gelelim. Seni A takıma alan o oldu. Üzerinde özel bir ilgisi olduÄŸunu da biliyoruz. Neler konuÅŸuyor seninle?

Bana neler yapmayacağım konusunda nasihatlerde bulunuyor. Mesela “Åžunu yapmak istediÄŸini biliyorum ama yapma, çünkü senin için zararlı” diyor. Bunu hem saha içi hem de saha dışı konularda yapıyor. Beni her zaman doÄŸru biçimde yönlendiriyor. Zaten söylediklerini uyguladıktan sonra bazı ÅŸeylerin olumlu yönde deÄŸiÅŸtiÄŸini görüyorum. Bende çok ÅŸeyleri deÄŸiÅŸtiren bir teknik adam. 1991 doÄŸumlu bir oyuncuyu A takıma alarak bana ne kadar güvendiÄŸini de gösterdi.

Bobo bana yardımcı oluyor

BeÅŸiktaÅŸ’ta senin mevkiinde Bobo, Nobre, Holosko gibi iyi golcüler var. Onlardan da bir ÅŸeyler öğreniyor musun?

Bobo ve Nobre’yle aram gayet iyi. Holosko ise takıma yeni geldi. Özellikle Bobo bana çok yardımcı olur. Ama onun da bir huyu var, söylediÄŸi lâfı aldınız aldınız; uygulamadığınızı görürse beÅŸ gün aÄŸzından baÅŸka bir ÅŸey çıkmaz. Mesela “O topa çaprazdan öyle deÄŸil, ayağının içiyle vuracaksın” der. EÄŸer bir dahaki pozisyonda ayağınızın dışıyla vurursanız Bobo’nun aÄŸzından beÅŸ gün baÅŸka bir nasihat alamazsınız. “Beni dinlemiyor ki, niye boÅŸuna konuÅŸayım” der. Türk oyuncular ise öyle deÄŸil, söylediklerini yapmasanız bile nasihat vermeyi sürdürürler.

Kendi özelliklerini onlarla kıyaslıyor musun? Bir yerde senin “Ben onlardan daha iyiyim” dediÄŸini okumuÅŸtum.

Kesinlikle böyle bir ÅŸey yok ve olamaz. Bazı yanlış haberler çıkabiliyor. Böyle bir ÅŸey söylemek için insanın beyninin yüzde 75′inin alınması gerekir.

Mutlaka gelecekle ilgili hayaller kuruyorsundur. Kısa, orta ve uzun vadeli planlarında neler var?

Benim konumumdaki birçok oyuncunun Avrupa hedefi olabilir ama benim ilk ve son hedefim BeÅŸiktaÅŸ’ta oynamak. Ben futbolu bırakana kadar BeÅŸiktaÅŸ formasını giymek istiyorum. BeÅŸiktaÅŸlıyım ve bana “git” demedikleri sürece gitmem.

Beşiktaş sevgin takımın altyapısında oynamaya başlamanla mı doğdu?

Hayır, ben kendimi bildim bileli BeÅŸiktaÅŸlıyım. Evdeki odamı görmeniz lâzım. 30 tane forma, 10 tane bayrak, sayısını bilmediÄŸim kadar çok atkı var. Kapıdan içeri girerken kafanıza gözünüze atkılar çarpar. Annem bana kızıyor, “OÄŸlum bu kadar atkıyı ne yapacaksın?” diyor.

O formaları futbolcu ağabeylerinden mi istedin, yoksa parayla mı satın aldın?

Eskiden parayla alıyordum. Çünkü oyunculardan istemeye utanırdım. Ama A takıma çıktıktan sonra oyunculardan alınmış birçok formam oldu. İbrahim Toraman, İbrahim Üzülmez, Delgado, Tello, Holosko… Hepsinin forması var bende.

Avrupa’da oynamak istemediÄŸini söylüyorsun ama Manchester City sana ciddi bir teklifte bulunmuÅŸtu. Hatta oraya gidip antrenmana da çıktın. Sonrasında neler yaÅŸandı?

BeÅŸiktaÅŸ’ta kalmak istediÄŸim için gitmedim. Bir de Manchester City ile bir turnuvaya katılmıştım. Borussia Dortmund’la yarı final oynuyorduk. Bir gol attım ve tekmeliÄŸimin altından BeÅŸiktaÅŸ ÅŸapkasını çıkardım. İsteseydim oraya Manchester City ÅŸapkası da koyabilirdim. Ama ben BeÅŸiktaÅŸlı olduÄŸumu göstermek istedim. Tekrar söylüyorum, ben ancak kulübüm beni göndermek isterse giderim. Manchester City beni defalarca istedi ama kulübüm fikrimi sorduÄŸumda gitmek istemediÄŸimi bildirdim.

Bazı oyuncular için Avrupa’ya gitmek korkutucu da olabilir. Senin için böyle bir durum söz konusu mu?

Hayır korkmuyorum. Sadece ben BeÅŸiktaÅŸ’ı seviyorum ve takımımda oynamak istiyorum. Kariyer açısından bakıldığında ise BeÅŸiktaÅŸ’ta ve Milli Takım’da oynamak da kariyer için yeterli. İyi oynadığınız zaman o kadar kulüp sizi istediÄŸinde kariyeriniz ortaya çıkar.

Tanıyanlar şımarık olmadığımı anlar

Kendi nasıl bir insan olarak tanımlarsın? Dışarıdan gözlemleyenler biraz şımarık olduğunu düşünüyor.

Bilmiyorum ama benimle tanışanlar, “Seni şımarık sanıyorduk, hiç de öyle biri deÄŸilmiÅŸsin” diyor. Şımarık olup olmadığıma isterseniz ben cevap vermeyeyim, insanlar benimle tanıştıktan sonra karar versin. Ama yardımsever bir insan olduÄŸumu söyleyebilirim.

Arkadaşlarınla ilişkilerini merak ediyorum. Çocukken birlikte oynadığın, gülüp eğlendiğin arkadaşlarınla ilişkilerin, Beşiktaşlı Batuhan olduktan sonra nasıl bir şekil aldı?

İçerenköy’de birlikte oynadığım çok yakın arkadaÅŸlarım oldu. Birlikte misket oynar, evlerin camına yumurta atardık mesela. Åžimdi İçerenköy’de oturmuyorum ama en azından ayda bir kez oraya gidip arkadaÅŸlarımla görüşüyorum. Bana “Sen parayı bulunca bizi unutursun” derlerdi ama unutmadığımı gösterdim. Åžimdi bile evlerin camına yumurta atıyorum. (Gülüyor)

Parayı buldun mu gerçekten?

Henüz hayır. Üç-beş kuruş kazandım ama şimdilik yolun başındayım.

Åženol Ustaömer senin için “Kendine güveni çok geliÅŸmiÅŸ bir oyuncu” diyor.

Evet. Birkaç yıl önce Ege Turnuvası’na katılacaktık. Ben gol kralı olacağımı söylüyordum, Åženol Hocam ise “Hayır olamazsın” diyordu. Bu iddialaÅŸma bir ay kadar sürdü. Turnuvanın baÅŸlamasına kısa süre kala yine “Hocam beni bu turnuvada gol kralı olurum” dedim. “Olamazsın” deyince, “Sana raÄŸmen gol kralı olacağım” cevabını verdim. O da o zaman “Kendine çok güveniyorsun” demiÅŸti. Ama gerçekten de o turnuvada 5 maçta 5 gol atıp gol kralı oldum

Saha içinde bencil olduğun yönünde eleştiriler var. Gerçi golcülerin bencil olması da normal karşılanır ama sen bu konuda neler söyleyeceksin?

Gol pozisyonuna girdiğim zaman niye ben atmayayım ki?

Doğru ama mesela Fenerbahçe maçında vermediğin bir pas dolayısıyla çok eleştirilmiştin.

Evet biliyorum. Ama kesinlikle görmediÄŸim için vermedim. Gökhan Gönül’ü, kaleci Volkan’ı ve bir oyuncuyu daha geçtim. O sırada kale bomboÅŸtu. Öyle bir pozisyonda ister istemez kaleye kilitleniyorsunuz. Sağınıza solunuza bakamazsınız. Hele bir golcü kale boÅŸ olduÄŸu zaman kimseye pas vermez. Ben de ÅŸut attım ama ayağımı yere vurdum. EÄŸer ayağımı yere vurmasam o pozisyon gol olacak ve bugün bunlar konuÅŸulmayacaktı.

Futbolun dışında nelerle ilgileniyorsun?

Bilardo ve voleybol oynarım, yüzerim, bilgisayarda çok oyun oynarım. Sinema ve tiyatroya giderim. Zaten kız arkadaşım da tiyatrocu.

Hakan ağabeyi geçmek istiyorum

Åžu anda Genç Milli Takımlarda en çok gol atan oyuncusun. A Milli Takım’da ise Hakan Şükür’ün 51 gollük bir rekoru var. Bugün oynayan oyuncuların içinde Tuncay Åžanlı ve Nihat Kahveci’nin 14 golü bulunuyor. Sen de 51 gollük bu rekoru kırmaya aday gençlerden biri olarak gösteriliyorsun. Kendine bu tip hedefler koyuyor musun?

Bir BeÅŸiktaÅŸlı olarak Hakan aÄŸabeyi geçmek isterim. Ama çok zor gerçekten. Hakan aÄŸabey bir idol olmuÅŸ. Çok da iyi bir golcü. Onu geçebilir miyim bilmiyorum ama A Milli Takım için 60 gol hedefim var. Ancak bu hedefin gerçekçi olabilmesi için öncelikle A Milli Takım’da oynamam gerekiyor.

Fatih Terim Euro 2008 için sürpriz isimleri de kadroya alabileceğini söyledi. Diyelim ki bu oyunculardan birisi de sen oldun. Böyle bir seçim sende nasıl bir etkiye yol açar?

Benim heyecanlanmak gibi bir duygum yok. Elbette normal bir ÅŸey gibi karşılamam ama “Benim burada ne iÅŸim var?” diye de düşünmem. İkisinin ortasında bir noktada dururum ve oradaki tecrübeli aÄŸabeylerimizden, Fatih Hocamdan alabileceÄŸim her ÅŸeyi almak isterim. Mesela Rüştü aÄŸabey bizde, onun her dediÄŸini yaparım. Hakan aÄŸabeyle tanışmayı çok isterdim, bu sezon tanıştım. Hatta Galatasaray’la oynadığımız maçta çok güzel bir anımız oldu. Bir serbest atış pozisyonunda ceza sahası içinde onu tutmam gerekti. Bana “Hadi formamdan tut çek” dedi. “Hakan aÄŸabey ben seni tutamam” dedim. Golü atsa belki fatura bana kesilecekti ama elimi uzatmama raÄŸmen formasından tutup çekemedim. O pozisyonda çok duygulandım. Özellikle Galatasaray maçını kazandıktan sonra en çok duygulanan oyuncu bendim. Gözümden yaÅŸ geldi.

Neden?

Çünkü bir sene önce Galatasaray-BeÅŸiktaÅŸ derbisini dışarıda bir yerde izlemem gerekiyordu. Dev ekranda maç izlemek için 5 YTL lazımdı. Ama benim cebimde 4 YTL vardı. Adama “1 YTL’yi sonra getiririm, içeri girmeme izin ver” dedim ama müsaade etmedi. Televizyondan bile izleyemediÄŸim derbide bir yıl sonra oynamak gözlerimi yaÅŸarttı.

Peki, aynı yere şimdi gitsen ne olur?

Herhalde adam bir tek ben izleyeyim diye dev ekranı kapatır, içeriye başkasını almaz.

Böyle bir şeyi dener misin?

Eğer bir maçta sakat olursam ya da kadroya giremezsem oraya bir kez daha gideceğim. Hem de 4 YTL ile gidip izleyeceğim.

U17 Milli Takımımızla Avrupa Åžampiyonası finallerinde oynayacaksın. Grubumuzda Hollanda’nın, diÄŸer grupta ise İspanya ve Fransa’nın bulunduÄŸunu da göz önüne alarak ÅŸansımızı nasıl deÄŸerlendiriyorsun?

Takım olarak iyi konsantre olmamız durumunda kupayı kazanmamamız için hiçbir neden göremiyorum. Hollanda, Fransa ve İspanya’yı yakından tanıyoruz. Bu ekipleri kesinlikle yenebilecek kapasitedeyiz. ÖrneÄŸin, aklıma hemen Ege Kupası finali geliyor. Orada İspanya’yı yenerek kupayı almıştık.

Daha önce turnuvalarda gol kralı olmuştun. Bu defa da böyle bir iddian var mı?

Şu an için benim açımdan önemli olan gol krallığından çok, takımımızın başarılı olup kupayı alması. Bu hedefe yürürken, ben de atacağım gollerle takımımıza katkı sağlayabilirsem daha da mutlu olurum.

Yorumlar


Toplam Okunma: 309 | Bugunku Okunma: 5 | En Son Okunma: 24.07.2008 - 22:44

1 Yorum to “Batuhan Karadeniz : Tek hayalim BeÅŸiktaÅŸ”

  1. mertcan on Mayıs 14th, 2008 12:23 pm

    ben batu ile oynarken beni hep dışlardı o günleri hiç unutmuyorum





Bottom